18 Kasım 2017

1915

'Kadın olma'nın farkındalığı, son yıllarda muhteşem bir şekilde arttı. Cinsiyetçiliğin, erilliğin, ataerkilliğin bu denli coştuğu şu ülkede, beni en çok mutlu eden şey, kadınların artık susmaması. "Keşke bu farkındalık; onlarca cinayet, yaralama, tecavüz ve şiddet vakasından sonra değil de her zaman olsaydı." diyeceğim ancak 20 yıldır yaşadığım ülkeye bakıyorum... kadınların sindirilişine, "Kadın dediğin evinin kadınıdır, kocasının boyundurluğundadır, ekonomik özgürlüğü olursa çenesi açılır, aman okumasın zaten evde oturacak." diyen insanlara, "Sen kızsın bak böyle yüksek sesle gülme!"lere, "Aman kısa giyme, o sokakta yürüme!" diyenlere, "Mini giydiyse kesin orospudur, göbeği açıksa onun ben göbek deliğini şey edeyim, dekolte veriyor, göğüs çatalı mı görünüyor, ulan aranıyor bu kız!" diye haykıran, yetmeyip bu şekilde kendini savunan cahillere, hadsizlere, cezaların en büyüğünü hak edenlere... Sonra diyorum, "Böyle bir toplumda şu an seslerinin yükselmesi, onca derneğin kurulması, onca avukatın onlar yararına çalışması, çabalaması, sosyal medyada kadının gücünün belli olması, bunlar bile mucize, efsane!" Öyle bir duruma geldik inan, 'kadın' kendisine doğuştan verilen hakkını savunabiliyor diye seviniyoruz, şaka gibi değil mi?
Ama 'burada' böyle işte. Böyle.
Türkan Sarıkaya cinayeti... Cinayeti işleyen kişi, bizim eskiden oturduğumuz mahalleden bir çocuktu. O kızın haberini izlerken, Türkan'ın yüzünü ana haberde yaklaştırıp uzaklaştırdıkları her an içim paramparça olmuştu. Spikerin sesini her duyduğumda, verilecek cezanın artması için dua ediyordum. Önce komada kaldı Türkan, bir hafta sonra da öldü. Cinayeti işleyen B. F. ise önce ortadan kayboldu, sonra gidip teslim oldu. Cinayetin nedeni, Türkan'ın onu reddetmesi, Türkan'a platonik olması ve karşılığını bulamaması... Önce, mahallede "Para verip çıkmış hapishaneden." diye duymuştum. Sonra bazı insanlardan "O an sinir krizi geçirmiş, yoksa B. F. karıncayı bile incitmez." cümlesini de duyunca ortalığı ayağa kaldırmıştım. Duydum ki, kendisine yardım eden, Türkan'ın bedenini oradan alıp Türkan'ın kuzenine götüren U. F. para verip çıkmış içeriden. Önce şaşırdım, sonra çok ağladım, sonra nedense bir durdum... Kanıksamışım çünkü ben...
Bu ülkede, onlarca tecavüze, cinayete, şiddete verilen cezaların hafifliğini, para indirimini, yapılan muamaleyi... artık kanıksamışım, kanıksayıvermişim.
Buradaki birçok erkeğe göre çünkü, önlerindeki 13 santim fazlalık, yüzlerindeki iki tutam sakal bıyık ve kahrolası fiziksel avantajları yüzünden, erkek kadından üstün. Hem nasıl üstün!
Kadın, erkekten boşanmak isteyemez çünkü burada, sen hayırdır ya, nereye boşanıyorsun? Selma o yüzden öldü, Yeliz o yüzden iş yerinde katledildi, Ebru neden sokak ortasında öldürüldü sanıyorsun
Kadın, onu seven erkeği reddedemez, daha iyisini mi bulacaksın, sevmek zorundasın onu! Türkan, Helin, Ayşe, İpek... Öldürülme hikayeleri nasıl zannediyorsun? Ya da faillerinin savunmaları...
Kadın, erkeği yatağında arzulamak zorunda burada, erkeğinin canı ne zaman çekerse önündeki pipisini şenlendirmesi lazım, yatmıyor mu seninle, vursana hadi bir tane, çaksana suratına! Nazlı neden öldü biliyor musun? Kocası onu, onunla yatmak istemediği için vurduğundan değil, kendisini "Bana kadınlık yapmıyordu." diye savunduğu için öldü. Ben de öldüm orada işte, öldüm, yerin dibine girdim, çıkamadım, çıkamıyorum.
Burada, erkek dediğin kadınını kıskanacak! Etrafına penisi olan tek canlıyı yaklaştırmayacak, elinden gelse evin içine kapatacak. Nefesini 'erkeğinin' yanında alacak, tutacak, 'erkeği' eve gelince verecek. Hele bir vermesin... Burada kural budur, canın mı sıkıldı şimdi? Bak, Ayfer Gürbulak cinayeti... Ayfer, bıçak darbeleriyle mi öldü sanıyorsun sen? Ya da kafasına çekiç darbesi aldığı için mi? Hayır, hayır! Kocası kendisini savunurken, "Kıskanıyordum öldürdüm, şeytana uydum." dediği için öldü o. Kocasının suçu ne, şeytan suçlu işte!
Bak, burada kural nedir biliyor musun? Kadın kısa giyinemez, mini giyinemez, şort hiç giyinemez, yoksa dayak yer. Göbeği açık kıyafet mi, kendine gel! Dekolte mi, aman Allah korusun belanı mı arıyorsun sen! Kural burada böyle, n'aparsın, onlara göre böyle gelmiş böyle gidecek çünkü. Birgül mesela... Dekolte giyinip sokağa çıktığı için sinir krizi geçiren eşinden kaçmaya çalışırken, kapının ağzında ölüverdi. Beyefendi, yedirememiş eşinin kısa giymesini, erkekliğine sığdıramamış. Erkekliği batsın!
Erkek dediğin akşam işten gelir, uzatır ayaklarını. Önce yemeği, içiyorsa içkisi, canı istiyorsa meyvesi, kuruyemişi gelir; su mu istedi, hooop, kalksana ayağa, getirsene hemen! Kendisi kalkamıyor çünkü, akli melekeleri yerinde değil, bunu kendisi dışında yapacak birisi varken neden kalksın ki? O da haklı! Hem sen atalarından öyle görmedin mi, temizlesene onun kirlettiği yeri. Hadi, yarın ne yemek yapacağını düşünmekten yesene kafayı! Menekşe neden mi öldü? Belki duymak istemezsin ama söyleyeyim. Kocası, ondan su istediği ve o, duymazdan geldiği için öldü. Baya baya öldü. Su'dan bir sebepten nasıl ölünür, güzel Menekşemiz hepimize gösterdi... Kocası onu boğarken belki bu gelmiştir aklına... di mi? Ya da Emine mesela. Kocası onu, kendisine yemek hazırlamadığı için öldürürken, ölümünün bu şekilde olabileceğini düşünmüş müdür hiç? Hangi insan böyle bir ölümü kendisine yakıştırabilir ki. Ama Emine'nin aç kocası ona yakıştırmış işte, cuk diye oturtmuş Emine'nin üstüne. Revzen de Menekşe ve Ayşe gibi işte... Kocası hastalanınca, onunla yeteri kadar ilgilenmemiş diye baltayla öldürülmüş hem de.
İyice öğren, burada kadın bağıramaz. O ses yükselmeyecek! Karşındaki sana ne yaparsa yapsın, ses tonun hep aynı kalacak! Diklenmeyeceksin, hayırdır! Biz seni neden eve aldık, sus da ne dersek dinle, yap diye aldık! Tartış diye mi aldık! Havva tartıştı işte, yükseltti sesini. O günün gecesi, eşi onu öldürüp tarlaya gömdü. O gün bizi de gömdü işte, duygularımızı da gömdü, üstünü de toprakla örttü.
Senin cinsel kimliğine de karışırlar burada, sen kimsin transseksüel oluyorsun bize sormadan! Böyle şey olur mu, bize sormadan iş yapılır mı! Hande Kader'e baksana, trans birey olduğu için önce tecavüze uğradı, ardından faili tarafından yakılarak öldürüldü. Onun için birkaç kez sokaklarda yürüdük ve bitti işte. Alev ve Nilay gibi o da unutuldu. Yandı, bitti ve unutuldu.
Muhtelif isimlerde, muhtelif hikayelerde katledilen 1915 kadının ülkesidir burası. Bin dokuz yüz on beş... Kadın.
Öyle iki yüzlü bir ülkedir ki burası, neye uğradığına şaşırırsın. "Sen kadınsın diye bir şey demiyorum sana." diyen, cümlesinin her zerresinde karşısındaki kadına yukarıdan bakan adamla "Kadını öldürdüm, çünkü şeytana uydum." diyen adam aynı kişidir mesela. Ya da "Erkek dediğin karısını sever." diyen adamla "Erkek dediğin karısını döver." diyen adam da tamamen aynıdır, hiç şaşmaz! Parasızlıktan karısına saldıran adamla, eşi ekonomik katkı yapmak için çalışmak isteyince karısını öldüren adamın aynı olduğu ülkedir burası. Daha sayayım mı? Eşini mutsuz eden adamla, eve geldiğinde güler yüzle karşılaşmadığı için karısını baltayla öldüren adamın tıpatıp olduğu ülkedir işte. Buranın en güzel yanı, eşine dekolte giydirmeyen adamın herkesi kendisi gibi düşündüğünün ortaya çıkmasıdır ama. "Şimdi başkası giyse ben bakarım, biraz daha açıksa rahatsız ederim, gece vakti yürürken dekolteyle görürsem tecavüz ederim." diye düşündüğü için karısını döven adamdır. Fikir, zikir meselesi işte...
Burası, cennete gitmek için dua edip şeytana uyanların ülkesidir. Burası, kadını öldürürken vicdanının zerresi sızlamayıp öldürdükten sonra vicdan azabından ölüp teslim olanların, intihar edenler ülkesidir be. Sevdiğine kıyamadığını belirtip, ortalarda bunları söyleyerek gezip, rakı içerken bunun edebiyatını yapıp sevdiğine kıyanların ülkesidir burası. Hem de ne kıymak! Erkekliği, kadınlıktan üstün görüp, kadınlığa laf ederken erkekliğine laf edildiğini duyunca karşısındaki kadını öldürenlerin kümelendiği yerdir. Senin oralar, bizim mahalle, arka sokak, hemen üstündeki komşun.
Hatta Türkan'ı öldürenle Yeliz'i katleden kişi de aynıdır. Selma ve Helin'i de öyle. Menekşe, Ayşe ve Revzen'i de... Burası, 1915 kadını öldüren 1915 kişinin de tıpatıp aynı olduğu yerdir. Ama şeytana uymuşlardır hepsi, yoksa kesin cennetliklerdir. Kesin.


4 yorum:

  1. Malesef bu ülkede kadın olmak çok zor. Uzantıları olan varlıklarda bizim sayemizde dünyaya geliyorlar. Dünya nüfusunun yarısını da biz oluşturuyoruz. Cennet bile anaların ayakları altında diyor peygamber efendimiz (s.a.v) Neyin alıp verememesi bu?
    daha çok şey anlatmak istiyorum ama içimdekileri tarif edebilmek için kelimeler yetersiz kalıyor.
    senin bu kadar ince olduğunu yeni gördüm tolgacım.

    YanıtlaSil
  2. Okuyuz yazan araştıran bir feminizm destekçisi olarak yazıyorum, inan okurken tüylerim diken diken oldu, eline ağzına o güzel yüreğine sağlık!

    YanıtlaSil