31 Temmuz 2016

Fitness'tan bildiriyorum, oiyyy, yanlarım kulunçlarım gitti!

Ne kadar ertelersem erteleyeyim, spor salonu arkamdan yine sinsice yaklaşarak "Kaçabilirsin ama saklanamazsın!" dedi. Bu yazıyı, her tarafımda ağrılarla yazıyorum. Doğru dürüst gülemiyorum bile, robot gibi oldum yemin ederim. Önce, sana geçen yılki spor salonu maceramı anlatacağım. Merak etme, anlatmam çok uzun sürmeyecek. Zira kendisi sadece üç gün sürdü!
Ben yine radikal bir şekilde kararımı vermişim, koltukta otururken bir anda "Ben kas yapacağım yav, olmuyor böyle!" diyip fırlamışım. Yalnız bendeki olaya bak, yaşıtlarım en ucuza en fazla kas yapacakları mekanları arıyor; ben de hâlâ "Babam bu odada çok ses yapıyor, acaba tuvalette mi yatsam?" diye konuşuyorum. Kendimi kısaca anlatayım. Uzun, "iki metre olacakmışım daaa, ucundan dönmüşüm!" gibi bir boya sahip; boyundan 10 eksik kiloya sahip olmasına rağmen uzun uzuvları yüzünden zayıf görünen, uzaktan Safinaz, yakından çırpı bir şeyim. Azıcık da kamburum, tüüü bana be! 
"Yeter yahu," dedim, aynaya baktığımda kendi görüntümden hoşnut olmalıydım çünkü. Bir türlü beğenemiyordum kendimi, "Şöyle kollarım hafif kalın olsa, baklavalarım çıksa, oh oh be!" diyip duruyordum zaten. Yazılmak için çalışmalara başladım! Bu arada, dünyanın en üşengeç insanı olabilirim. Hatta Ayla Çelik, o "Ben dünyanın en büyük bilmem nesi olabilirim." şarkısının sözlerini beni gördükten sonra değiştirebilir, o derece. O yüzden, gideceğim salonu bile internetten buldum. Yahu napiyim, teknoloji o kadar ilerlemiş, Adana'nın sıcağında gel sen yürü o yollarda. 
Yazıldım yeni açılan bir yere, parayı da peşin verdim. Annemlerin bakışlarını görmen lazım ama, "Sen eğer yarım bırak, bak neler olacak!" ifadesini. Korkudan altıma ediyorum desem yeridir ancak kendime güveniyor gibiyim. Yani güvenmiyor da olabilirim. Ya da tam güveneceğim, güvenesim kaçıyor da olabilir. 
Adını gugılda arayınca bir sürü yarışmada ismi çıkan bir öğretmen bana yardımcı olacakmış. Adamı karşıma aldım, peşin peşin kendimi anlattım. "Bakın," dedim, "Ben yorulmayı sevmem. Hehehe, zaten kim sever? Öyle çok fazla spor yapamam ama bir ayın sonunda buradan kaslı ayrılsam fena olmaz. Azıcık kilo alsam, hocam, buranın reklamını bir yaparım, aklınız hayaliniz durur vallahi!" dedim. Adam baktı ben kaçacak gibiyim, yalvar yakar "Söz, sadece 1 saat yapıp gideceksin. Yarın gel başla." dedi. 
Yarın oldu, beni görmen lazım. Gitmemek için evde dizi mi izlemedim, buzdolabının önünde mi oturmadım, Oscar alıp konuşmalar mı hazırlamadım. Ancak, zaman bir şekilde geçti ve ben kendimi spor salonunda buldum. 
"Önce koşacaksın. Sonra şu makinelerde şunları yapacaksın, benim işim var, az sonra çıkacağım." dedi. Bana koşu bandını ayarladı, sonra da gitti. 
Koşu bandının bindim üstüne, hooop, geriye doğru uçtum, yere yapıştım. Sanırım prensesler gibi binmemek gerekiyormuş. Kenarlardan tuttum bu sefer, başladım koşmaya. Sanırsın, arkamdan at sürüleri geliyor, bu ne hız be! Gittim, düzelttim kendi kendime her şeyi. Hızı en aza indirdim. Bir de içimden düşünüyorum, "Koşu bandında 55 dakika 'yürüsem', 5 dakika da şu ağırlıklardan kaldırsam; 55+5 etti mi sana 60!" 
Sakin sakin, kulağımda kulaklık, elimde telefon, bir güzel popomu sallaya sallaya yürüdüm. 55 dakika bitti, o dediği aletin önüne geldim. En az kiloyu ayarladım, güya kaldırıyorum. Beni görmen lazım, adeta spor salonunun ortasında bir zürafa doğum yapıyor sanki, öyle sesler çıkıyor benden. Bir yanımdaki makinede de bildiğin en az 60 yaşında kaslı bir amca var, "Hey maşallah amca yahu." diyip duruyorum adama. 
5 dakika bitti, benim içim nasıl rahat, sana anlatamam. Odaya gittim, sanki terlemişim gibi üstümü değiştirdim, boynumdaki havluyu çantama attım ve bana verilen besin listesiyle yola çıktım. 
Liste resmen yumurta ve sütten oluşuyor. Vallahi kimse kusura bakmasın, benim vücudum günde 2 yumurtadan fazlasını sivilce çıkararak karşılıyor. Aklımca bir hesap yaptım, "Bim'den aldığım 2 gofret bence 1 yumurta ediyor." diyerek, başladım gofretleri götürmeye. İlk gün böyle bitti.
İkinci gün, baktım hoca yok, 60 dakikanın tamamını koşu bandında sakin sakin, usul usul yürüyerek geçirdim. Çıkarken de, "Bu yorgunluk sana biraz fazla sanki, kendine ne ısmarlamak istersin?" diyerek, bakkaldan Twister aldım. Yeşil yeşil yedim valla dondurmayı, yumurtadan daha güzeldi. 
Üçüncü ve son günüm, gerçekten acılı geçti. Bu sefer hoca vardı ve her alette yanımda durdu maalesef. Koşu bandında sadece 10 dakika, beni Road Runner gibi koşturdu, hayvanlar gibi terledim. O 5 kilo kaldırdığım alette, bu sefer 15 kilo kaldırttı bana, ağladım resmen. Tam yeni bir alete, daha doğrusu benim anamı tekrar ağlatmaya geçiyorduk ki, adamın telefonu çaldı, uzaklaştı. 
Ve ben tam anlamıyla kaçtım! 
Soyunma odasına koşuşumu, o havluyu çantaya atışımı, ayakkabımı bile çıkarmadan, koşu bandında koştuğum hızdan daha hızlı bir şekilde oradan tüyüşümü görseydin; muhtemelen "Sen dünyanın en hızlı insanı olabilirsin." diye şarkı söylerdin. Hatta yolda "Burada insan öldürüyorlar laaaan!" diye bağırıp kendimi evin aşağısındaki pastaneye atışımı ve oradan aldığım dilim pastaları yiyişimi görseydin, "Sen dünyanın en ayı insanı olabilirsin." de diyebilirdin, bilmiyorum. 
Tam bir sene geçti aradan. Yine kararımı verdim, yine parayı peşin verdim ve yine yazıldım. 
3 gündür gidiyorum. Açıkçası ilk gün yaşadığım saçma hadiseden sonra, başıma pek bir şey geldiği söylenemez. Benim yaşlarımda bir çocuk, baya da gelişmiş diyebiliriz hatta, kendisine hiçbir şey sorulmadığı halde bir anda bağırarak anlatmaya başladı: "Ben eskiden böyle değildim. Başıma çok kötü bir olay geldiği için spor yapıyorum." 
Bende de, böyle şeyleri duyunca "Dinleyeyim de, ileride yazarken kullanırım." gibi bir düşünce var, mesleki deformasyon sanırım! Bıraktım elimdeki ağırlıkları, çocuğu dinlemeye başladım. 
"Ben eskiden zayıf, sivilceli, kara, kambur bir şeydim. Bildiğin çirkindim yani." dedi.
Ulan şerefsiz, bu bildiğin ben! Sensin çirkin be! Açtım ağzımı, "Canım, yalnız o anlattığın ben oluyorum." dedim. O da "Sen çirkin değilsin ama." dedi. Sonra devam etti: "Sınıfımızdan bir kız vardı. Bir gün bana 'Sen nasıl bir şeysin ya, çok zayıfsın, baya kötü bir görüntü.' dedi. O günden beridir spor yapıyorum, o günden beridir böyle kaslıyım." dedi. 
Ne kadar acı di mi, bir insanı dış görünüşüne göre yargılayıp "Sen çirkin bir görüntüsün." demek. Birincisi, o insan seni ne kadar ilgilendiriyor? Senin ne çok boş zamanın var ki, bunları düşünüyorsun. İkincisi, belki sorunları var, kilo alamıyor, almıyor, almak istemiyor. Üçüncüsü, bu nasıl bir üsluptur ki karşıdakini bu kadar üzen, içerleten? 
Sustum, öylece dinledim. Zaten kimse de çocuğu takmadı, herkes işine devam etti. 
Bence, gelişen ya da gelişmeyen kasların yanında; her zaman gelişen bir beyin daha önemli. Çok insan tanıyorum, inanılmaz düzgün vücutlu ama yobaz, geri kafalı, bilgi yoksunu ve bu yoksunluğuna rağmen susmayan. Yine çok insan tanıyorum, belki düzgün vücutlu değil ama sohbetine doyum olmayan, kasıntı değil, medeni, bir şeyler bilen ve öğreten. 
Diyeceğim o ki, eğer bu salondan da kaçmazsam, bir şeyler başarabilmiş olacağım. Sağlık için de yazıldım bu arada, karaciğerim aldı başını gidiyor çünkü. Bu arada, öğretmenim en başlarda biraz buzdolabı gibiydi ama şimdi her saniye yanımda, "Buradan da kaçma diye başında duracağım sürekli." diyor, sağ olsun! Umarım başarılı olurum.

5 yorum:

  1. Sayın Diş hekimi bey, o hekim önlüğünün içinde baklavalarla daha bir hoş olmaz mısınız? Biraz daha azim... :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olurum olmasına da böyle bir ağrı olamaz :(

      Sil
  2. Benzetmelerine gülmekten kendimi alamadım :D Spor salonu maceraları fenadır. Ben salondaki insanlara uyuz kaptığım için gitmiyorum salona, onun yerine evde spor yapıyorum, zaten önceden uzun süreli spor salonu deneyimim olduğu için çok problem olmuyor.
    Pes etme ve elinden geleni yap, isteğinden eminsen sonuçları seni her halükarda mutlu edecektir :)
    Ha bu arada, merhaba :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eve aletleri alsam, kendimi tanıyorum, iki kere yapıp sonra sandalye olarak kullanıcam. Şimdilik yapıyor gibiyim :)

      Sil
    2. Ben sadece dumbell kullanıyorum ekstra alet olarak. Spor aleti alıp da yerleştirecek kadar büyük bir evim yok çünkü :D İnternetten spor videoları izleyerek yapıyorum(jillian vs.) Sen hazır salona yazılmışken devam et yaa, evde sporu sonra düşünürsün :D

      Sil