Kapak tasarımının da neredeyse tamamlanmasıyla beraber haberi artık verebilirim sanırım. Romanım çıkıyoooor! 'Afili' yakında sizlerle olacak!
***
2013'ten beri burada beni okuyanlar bilir, en büyük hayalim buydu. Bir kitabım çıkacak, kapağında ismim yazacak, insanlar satın alacak, imza günüm olacak, ben yine böyle heyecandan bayılacağım.
Süreç o kadar zorlayıcı geçti ki benim için. Düşünsene, bir dünya kuruyorsun. Aylarını, yıllarını veriyorsun hatta o dünya için. Yarattığın karakterler sokaklarda dolaşıyor, geceleri seninle muhabbete geliyorlar. Akıllı işi değil! O kurduğun dünyada yağmur yağacak mı, köpek havlayacak mı, karakterin tiki olacak mı; her şeye sen karar veriyorsun. Üstelik iyi bir şey olmasını istiyorsan (ve biraz da benim gibi fazla takıntılıysan) tutarlı olmak için kafayı yiyorsun!
Sonra yayınevlerine yollamaya başlıyorsun içinde bi umutla. Ahhhh o umut! Üç ay uykularımı kaçıran, gecelerimi mahveden, "Mail geldi mi?" diye gecenin köründe beni ayağa diken umut!
Retler almaya başlıyorsun. Bu arada, çoğu yayınevi cevap dahi vermiyor. Yüzde doksanı bana cevap verip reddetti, o da gururumu okşadı aslında. "Can Yayınları beni reddettiiii!" diye sevindim hatta cevap maili alabilmeyi başardığım için. Ama bi yandan da... Çok çok üzüldüm. Klasik cevaplar... "Yayın programımıza uygun bulamadık.", "Kitap güzel ama 26-27 sezonunun kitaplarını doldurduk, teşekkürler."
Kendime itiraf edemesem de bu üzüntüyü kaldıramadım. Uyku düzenim mahvoldu. İlaç almaya başladım. İlaçla uyudum o kadar ay. Bi yandan da "Ulan Tolga, bütün yazarlar ilk kitaplarında reddedildi, sen kim oluyorsunnnn?" diyordum ama insan söz geçiremiyor beynine. Üzülme, otur, bir daha yaz! Yok, illa üzüleceğim! İçimdeki arabesk, dışımdaki fırlamayı dövdü maalesef!
Sonra, hiç ummadığım bi anda bi telefon geldi. Yabancı bi numara, hastalarımdan biri sandım. Telefonu açıp "Alo!" dememle tok bi sesin "Ben Herdem Yayınları'ndan Şebnem. Tolga Bey, nasılsınız?" demesi... Dünya, benim için yeniden dönmeye başladı sanki.
Şartları konuştuk, imzaları attık. Temmuz'un başından beridir de bununla uğraşıyoruz.
"Uğraşıyoruz." diyorum çünkü bu bildiğin koca bir ekip işi. Ben "Hooop, imzaları attım. Haftaya çıkıyoruzzz!" diye düşünüyordum. Meğer bu işin arkasında sayısız insan varmış. Önce "En az 6 ay sürer satışa çıkmamız." dediler ama "Ekim'de çıkaralım n'oluuuur!" diye çok direttim, ellerinden geleni yapıyorlar yetiştirmek için.
İlk bomba kitabın adıyla patladı. Yayın yönetmeni aradı, "Tolga Bey, 'Afilli' yazmışsınız, tek 'L' ile yazılıyor TDK'de. Özel bir anlamı mı var yanlış yazmanızın?" dedi. Kadına diyemedim ki "Word altını kırmızı yapmadı, yanlış yazdığımın farkında değildim." diye. Sonra, cevap vermeye utandığım için kadın bana içinde 'Afili' kelimesi geçen bi sürü eserin sıralandığı bir metin gönderdi. Utancımdan yerin dibine girdim. Diyemedim ki "Emre Aydın Afillllllli yalnızlık diyor diye ben öyle yazdımmm!" Kitabın adı hop değişti, 'Afili' oluverdi, tek L ile. Çok şükür demediler ki "Sen daha kitabının adını doğru yazamıyorsun, siktir olll!" diye. Gülüp geçtiler. Yani umarım gülmüşlerdir.
Kapak tasarımcısını da delirttim mesela bence. Kaç revize verdim hatırlamıyorum. Adamın son 4 maili "Umarım bu sefer olmuştur Tolga Bey." diye bitiyor. Bi onu te buralardan delirtmediğim kalmıştı. Bi de, yayınevinden aradılar. Adam bana birkaç kapak yollamıştı, ben ikisini beğendim ve ikisine revize veriyordum, en son seçerim diye. Adam beni şikayet etmiş, "Bu yazar n'apıyoooor, iki kapak birden seçmek ne demek!" demiş. Kibarca uyardılar beni... Rezil oldum yaaa!
Ama şey hissi çok güzel... "Son karar yazarımızındır." cümlesini görmek. Ne yazarı yaaa şapşik, gerçek oldu mu o hayalim yaaa!
Anlayacağın; sayısız kanal tedavisi, teze başlangıç, onlarca makale, akademisyenlik için İngilizce sınavına hazırlık derken bir de kendi romanımla meşguldüm! Bu yaz kıçımın üstünde kaldım, hiçbir yere gidemedim. Bi baktım, ağustos olmuş, ortası gelmiş bile!
Teşekkürlerimi ve kapağı diğer yazıda paylaşacağım. Biraz merak edinnn! Bence çok tatlı bi şey geliyor, umarım seversiniz. Umarım bi gecede bitirip "Beni uykusuz bıraktın!" dersiniz. Umarım uçak veya otobüs yolculuğunuzda size eşlik eder. Umarım karakterlerle bağ kurar, onları çok sever, bir kısmına küfredersiniz. Umarım Afili Meyhane'de rakı içtiğinizi hisseder, Adana sokaklarında gezersiniz. Umarım kütüphanenizin raflarında bana ve Afili'ye yer verirsiniz.
Umarım, Ekim'de görüşürüz! Öptüm!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder