BUSE SENİ YERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BUSE SENİ YERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2014

Bekle Bizi Eskişehir!

Yazmayalı baya oldu biliyorum.. Ne biliyim, blogu hâlâ çok seviyorum ama eskisi gibi "Oooo şunu yaşadım, hemen bloga yazayim yahu!" heyecanım kalmadı. Niye bilmiyorum.. Ama yazmayı falan hayatta bırakmam yani.. Neyse, anlatacak yine bi sürü şey birikti.. Eskişehir'e gitmeden de yazayım istedim.. Sonrasında da "Geziden Pisko Notlar" yazısı gelecek çünkü.. 
.....
Normalde gezi bu günden tam bi hafta önceydi. Gece yola çıkılacaktı ama geziye gelen öğretmenlerden birisi ameliyat mı ne olmuş, o yüzden bi hafta ertelendi ve bugün çıkacağız yola.. Hâlâ inanmakta güçlük çekiyor, yaklaşık 5 saat sonra yolda olacağız Eskişehir için.. 
Takıntılı bi manyak olduğumu anlamışsındır artık.. Mesela, öyle saçma salak şeylerim vardır ki.. Arkadaşlarımdan kimse, en azından bilen kimse gelip de bana soru sormaz. "Şunu yapamadımm bi bakk" demezler.. Çünkü eğer yapamazsam o sorunun bulunduğu kitap, ben o soruyu çözene kadar bende kalır.. Ya da Merve Boluğur için de aynısı geçerli. Çoook detaylı anlatacam onu sana.. Halime acıyacaksın..
Bu kız neden bu kadar güzel!!
Hah! Eskişehir için de aynısı.. Tutturdum Osman Gazi Tıp diye. Resmen. Yatıp kalkıp Eskişehir diyorum, öyle bi delirdim yani. Ve gezi oraya oluyor, mutluluk mutluluk! 
Sevgilimle gittik bi liste yaptık. Daha doğrusu ayıların ayısı ben sayfayı 2 ye böldüm Buse ve Ben diye.. O bi şeyler alıyor ben bi şeyler derken baya yiyecek oldu yahu! Sadece elimizdekilerle Survivor sezonunu kapatırız yani, o kadar ıvır zıvırımız var! Bu arada, bu benim sevgilimle ilk tatilim olacak. Bugün de mesela, normalde cumaları vedalaşırken pazartesiye kadar üzülürdük, şimdi birbirimize bakıp "7 saat sonra görüşüyoruz yupiii" diyorduk.. Bi de manyak tutturdu sen bana bi itimatta bi de edebiyat dersinde teklif ettin, biraz romantik ol diye.. Porsuk Çayındaki teknede de etmeyi planlıyorum şu manyak teklifi.. O da benden beter, ayrı nevrotik yani.. Bakalım neler olacak.. Ben yine 2 ekstra götürüyorum, inşallah çok fazla delirmem.. Biliyorsun, ilkinden sonra hooop kaçtım ben..
......
Şu vip mi her ne kazzıksa beni sinir ediyor! Horospe karı, diyorum ki bana bire bir yazar mısın, okulda anlamıyorum. Yazamam, kalmadı, okuldan kaçman lazım istiyorsan deyip duruyor.. Haklı yani, ben 12 için yazıldım ya, 11den bi bok vermez ama sinir ediyor sinir! Şey sınavı varmış, neydi ya, hah! Sınıf belirleme. Hem de pazar günü, e ben gezideyim?! Dedim ki "Hocam ben gezideyim, gelemem sınava, ben önce sınav olim." Güya horospe tutturdu "en alt kurdan başlarsın o zaman, gitme geziye." diye. Lan pislik, sensin "gitme geziye." 
Bi başlamışım çığırmaya, haykırmaya. En son camlar patlayacaktı yani, o derece bağırdım kadına. Ve sonuç, pazartesi ben de aynı sınavı oluyorum.. Yani çığırmalarım falan işe yaradı, kadın korktu kabul etti ama cidden sinir oldum. Hatırladıkça damarım şey oluyor..
......
Eski kankamın eski sevgilisi benim yeni kankam mı ne oldu bi şey oldu.. Aman bu durum hakkında konuşmak istemiyorum.. Diyeceğim tek şey, öyle pislik olacaksın ki, insanın suratına bakmayacaksın, pis pis konuşacaksın arkasından, küseceksin, bok gibi olacaksın ve karşındaki adam tıpış tıpış sana gelecek.. Kaçan kovalanıyor biliyon mu? Ohhh! 
.......
Artık nenemle kalıyorum! Bildiğin, hatunla kanka olduk! Önceden de öyleydik de şimdi daha tatlıyız. Her sabah genelde şu çığlık:
"Pezevenkkk uyansana artıkkk"
Çamaşırlarımı falan asmadığımda da "Pezevenkkk ayırsana kirlileriii!" 
Yemeği az yediğimde (ki bildiğin 4 tabak yiyorum.) "Ayyy az yedi bu azzz, olum yesene, ay bak çok ayıp!" 
Hasta olup öksürdüğümde "İçmiceksin bi şey, ayyy göndermiyorum seni geziye, yok yok pezevenge bak, koyarlar içkine ilaç, sonra olacakları görürsün salak torunum benim."
Tıp istiyorum ya, bi yerde mi okumuş ne olmuş, geldi bana "Sen doktor olmayacaksın, buna karar verdim bugün." dedi. He nene he, sen dedin ya doktor olmayım ben nene! "Niye yahu?" dedim, "dışarıda hayatları yokmuş onların oğlum, ders çalışırken şunu bunu içiyorlarmış, ayyy git keman çal sen konservatuvar okicaksın!" Canım benim ya, tam sevmelik bi nene işte.
.......
Bora'yla konuşuyoruz telefonda!!! O kadar çok istemişti ki Adana'dayken, playstation olsun tablet bilgisayar olsun.. Orada hepsine sahip olmuş kerata! Aradı beni, güya "Abiiii şu an pileysteyşın 3'ün yanındayım, sana çok selamı ver, hehehehe!" diyor. Kurban olurum ben sana lan! Geçtim özledim diye bunun yatağında yatıyorum, çok pislik yaaa o kadar rahat ki anlatamam! Ben onlarda kaldığımda beni zorla yanında yatırırdı, yere yapışmadan uyuyamazdık yani! Şey diyor sadece, "bazen arkadaşlarımı anlamakta zorluk çekiyorum ama olsun abicim" ben senin o abicim diyen diline kurban olurum!!!! 
.....
Sizceeee, ben hangi bloggerla şu an bildiğiniz mesajlaşıyorum!!! Spotiiii! Gittim mesaj attım, numaraları falan aldık derken habire konuşuyoruz, şu an bile. Tanıştık, baya tatlı ya anlatamam.. 
Mutluyum yahu şu aralar, böyle devam etsin bence.. Keşke burnumu silmekten olan şu yara da gece 12'ye kadar siktirip gitse ordan.. Offff offff!

21 Şubat 2014

Sonunda mutluyum yahu, sonunda!

Barıştık.. 1 yıl 2 aylık bi ilişki olunca ve insan ayrılınca, ayrıldıktan sonra bok gibi özlüyor, hem de nasıl özlüyor.. 
Ayrıldıktan sonra, resmen saldım kendimi. Ama öyle bi saldım ki, her önüme gelen kıza sarmaya başladım. Habire bi yavşama hareketleri, bel aşağı yapılandırılmış fikirler falan.. İyice gittim, hele bi de küfürlerimin de artık dozu gitti iyice.. "Naber, nassın" der gibi küfür ediyorum ama toparlicam, yani toparlamam lazım, yeter çünkü. 
Barışırken çok manyaktı her şey yahu. Ben 3 gün önce bu kızı çok özlediğimi fark ettim.. Geçmişi sikeyim, her şey orada kalsın dedim, yanındaki arkadaşı gelmemişti, kalktım edebiyat dersinde yanına oturdum.. Bu baya mutlu oldum, lan bi baktım benim kalbim hıphızlı atıyor.. 
Hoca ne anlatıyordu valla dinlemedim, ayağına vurdum bana baksın diye, "Yeniden mi başlasak?" dedim.. gülümsedi, saçıyla oynadı, "Tamam oluurrrr" dedi, allaahh yani yeniden, yine benim sevgilim.. 1 haftalık bi ara iyi oldu aslında, burnumuz sürttü.. Sonra "Bi daha aynı salaklıkları yapmayalım." dedim, "söz." dedi ve teneffüste kocaman sarılıyordum vallaha.. Şu an çok çok daha mutluyum, bi de ne fenaaa bizimki, "blogtaki yazıyı 100 kere okudum, artık kaldır bence. kaldır kaldır sen." dedi, kaldırdım onu da. Her şeyi unutup tekrar başlıyoruz, en güzel yanı da o oldu.. kokusu, saçı, burnu, eli kolu bacağı, her şeyini çok özlemişim sevgilimin.. 
Affedersek birbirimizi, tekrar aynı şeyleri yaşarız diye çok korkuyordum ama sanmıyorum artık, o güveni aldım çünkü.. İnşallah böyle devam eder.. 
......
Var ya, bazen Allahın beni sevdiğini düşünüyorum ya. Mesela, hatrlıyor musun, Puccayı çok sevdiğimi yazmıştım, keşke adanaya gelse demiştim, bi gün onunla tanışmayı çok istiyorum demiştim. Ve PuCCa Adana'ya geldi ya, bildiğin geldi, benimle fotosu var, beni rtledi, takip etti, kitabımı ona verdim.. Yazdıkça mutlu oluyorum yemin ederim..
Sonra, bilirsin, Yalan Dünya'nın Zerrin'i Derya Karadaş var.. Kadını görür görmez, annem de dahil "oha, o doğursa bu kadar benzer sana. hem fiziksel hem ruhsal." demişti. Hani ben bi ara bi şeyler yazıyordum ya tiyatro miyatro, hah, o ara youtubedan oyunculuk dersi falan izliyorum. bu kadın oldu benim idolüm bi anda. yazarlık konusunda Gülse Birsel, Hande Altaylı; oyunculukta kesinlikle Derya Karadaş.
Bi ara tiyatrosu vardı, Dur Bi Dakka! diye. Her şehre gitmişleri de bi tek Adanaya gelmemişlerdi. Anneme her gün diyordum, ya anne mail atalım gelsinler diye. Bi gün twitterda sürtüyorum, birden "1 yeni twit" geldi. Bastım, "şu şu tarihte Adana'dayız!" yazıyordu bildiğin!!! Daha oyuna zaman varken, kasiyer kavga edip en öne sandalye eklettirdim ve izledim, bildiğin canlı kanlı Derya Karadaş önümde duruyordu.. 
Tamam, daha sonra kuliste bana foto çektirmediler diye herkesi örgütleyip "sıçalım ağzına buranın." demiş olabilirim, kapıdan çıkarken o orospu kızıl saçlı kadın bizi içeri almadı diye kadının suratına tükürüp kaçmış da olabilirim ama çoook mutlu oldum!!!
Sonra, Sbs denen o kazzık.. 6. sınıfta sıçmıştım. Ama nasıl sıçış, nedeni de matematiği kaydırmam olmuştu.. 3 yanlış 2 boş yazacağı yerde 8 yanlış 1 boş yazıyordu.. Puanım 30 40 puan çökmüştü resmen.. 7. sınıfta çalışacam diye söz vermiştim kendime ama allaaahhh he bok yani.
İnternet kafelerden çıkmıyorum, televizyon aşığı oldum.. sınava 1 hafta ya var ya yok, ben tv izlerken atv "sbs'ye şu kadar gün kaldı, uzmanlar şunu yiyin için diyor zattiri zuttik." falan dedi, ben durdum durdum "lan senin 1 haftaya sınavın var sen ne yapıyon!!" dedim. Kalktım, balkona kocaman beyaz masayı çıkardım, üzerine tüm kitaplarımı koydum ve balkonda, her gün 1 dersi bitirecek şekilde çalıştım. 
Ama çalışma dense tabi.. matematiği okuyarak çalışan tek insanım. zamanım çok az, lan sınavdan bi gün önce herkes realde geziyor ailesiyle kafa dağıtsın diye, ben sosyal çalışıyordum vallaha.. Girdim sınava, soruları takır takır yaptım!!!
Ama nedennn...
Meğer, ben balkonda hani konu atlaya atlaya okuyarak çalışırken hep sınavda çıkacak yerleri çalışmışım!!! Yaptım mı sadece bir yanlış!!! Aldım mı 495'i! O 1 yanlış da aslında 50-8'i 48 bulmamdan kaynaklanıyor ama olsun.. 
Yani anlayacağın şans beni seviyor, ya da Allah beni seviyor bilmiyorum.. Daha bi dolu şey var yazmadığım, hayatımın önemli dönüm noktalarından bazılarını da öyle kazandım işte.. Ve bu geziyi de!!!
Önceki geziyi okumuşsundur, kapadokya erciyes kayseri akarrr yapmıştık.. bu gezi için de sordular bize neresi olsun diye. herkes "İzmir." dedi, 1 kişi (ben) "Eskişehir" dedi.. benim Eskişehir sevdamı biliyorsun, üniversiteyi de orada istiyorum zaten, o yüzden çok istedim.. Ve sanırım o kadar istemişim ki gerçekten, gezi İzmir'e değil, Eskişehir'e oluyor!!!! Öyle bi mutluyum ki anlatamam ya sana.. Haftaya cuma, 7 güncük kaldııı, gece 3te yola çıkılacak.. Aman zaten o saatte yatıyordum, Yalan Dünya izlerim, Beyaz Show'u da bitirir okulun oraya gelirim işte, daha ne! Şimdiden "şu içkiyi götürelim, şu marka olsun" diyoruz vallaha.. Ben kendimi biliyorum, bi tane extra içtiğim an dünyam kayıyor ama kısmet yahu:Pp herkes beni sarhoş edip eğlenme peşinde.. 
......
Biliyorum, merak ediyorsun, ben de çok merak ediyorum.. keşke bu yazıyı "Dizüstü Edebiyat'tan cevap geldi." diye yazabilseydim.. Ama cevap falan gelmedi.. Umudum kaldı mı, sanmıyorum.. Ama hâlâ heyecanla bakıyorum maillerime.. 
Ben bana "hiç olmamış, bu ne" demelerine bile razıyım ya, yeter ki bi cevap gelsin, bi şey olsun. sonuçta 4 ayda falan yazdım yani, çok isterim okunup cevap verilmesini ama sanmıyorum.. macera buraya kadarmış.. kendim yazıp kendime basıcam büyük ihtimalle. bi gün zengin olursam da yayınlarım bi yayıneviyle nolucak..
Bu arada.
İkinci kitabın adı:
Başımıza Taş Yağacak! 
.....
Şu dünyada, hepimizin yapacağı en iyi şey ne biliyor musun? Daha doğrusu yapabildiği en iyi şey. Hayal kurmak. 
Yolda yürürken, yatmadan önce yatakta, otobüste müzik dinlerken hep hayal kuruyorum.. Valla da yazıcam yani buraya da..
Kitabım çıkmış, böyle tam yaz zamanı.. hani içinde yazlık anıları var ya.. Anlatacaklarım Var yazıyor kenarında, bu blogun logosu var üzerinde.. Tam yanında bi can simidi var, hani denizde yüzerken kullanılıyor ya, yazı tam anlatıyor kapak.. tonu maviye yakın bir renk, mavi beyaz karışımı bi kapak.. Klibi de var hatta, onu hayal ettim ama yazamam.. 
Kitap çıktıktan birkaç ay sonra ilk imza günüm geliyor.. Adana kitap fuarında.. imzaya 1 hafta kala yatamıyorum, arkadaşım Can'la beraber gideceğiz.. Önce berbere gidiyoruz beraber, ben içimden "nasıl olsa kimse gelmeyecek, kimse yoktur stantta." diyorum.. o yüzden yavaş yavaş hareket ediyorum, bu delleniyor.. Sonra arkadaşım Alara arıyor Can'ı, "Okuyanus Standına sığmamışlar, imza salonuna almışlar Uskayı." diye. Can bana söylüyor, ben inanmıyorum.. Habire "uydurma" diyorum.. 
Fuara giriyoruz, bi 15 dakika geç kalmışım her zamanki gibi.. Standa bi gidiyorum, kimse yok!! Resmen ağlıyorum, Can'sa "ben sana demiştim." diyor. Ben habire "uydurma, kimse yok." falan diyorum, derken imza salonu bölümüne bi geliyorum, alkışlar, bi sürü ses falan!!! Nasıl mutlu oluyorum, bi iki damla ağlıyorum ve imza vermeye başlıyorum.. ...
Devamını falan boşver.. Her gün bunun başka başka versiyonlarını düşünüyorum, sanırım hasta oldum bi şey oldum. 
Umarım hepimizin hayalleri gerçek olur, umarım.