Ülkede olanlar yüzünden yazacak ne gücüm ne de moralim vardı. O kadar üzgünüm ki, haberleri izleyemiyorum bile. Nasıl bu kadar uzaklaştık birbirimizden, nasıl oluyor da birbirimize en yakın olmamız gereken zamanda en uzak oluyoruz, bir türlü anlamıyorum. Herkes bölünmüş, siyasetçiler başka bir tarafta, halk başka bir tarafta. Kendi derdimizi anlatmaya çalışırken, kendimizi onlara dinlettirebilmek için ne kadar da yorulmuşuz. Milli yas olarak ilan ettiğimiz şu zamanlarda, yerin yüzlerce metre altında can veren tüm şehitlerimiz için rahmet dilemekten başka elimden bir şey gelmiyor. Umuyorum, Türk Milleti olarak bir daha asla böyle bir acıyı hissetmek zorunda kalmayız, tek temennim bu.
..........
Tiyatro oyunumuzu sergiledik sonunda! Allahım, bendeki mutluluğu bir gör, o heyecanı, tatlı telaşı. Her şey o kadar güzeldi ki, Ah Şu Gençler oyununun hakkını en iyi şekilde verdiğimizi düşünüyorum valla. Oyun tablo tablo, ve neredeyse her tabloda ben vardım... Niye bilmiyorum, aslında ilk başta öyle aşırı çok rolüm yoktu ama bir arkadaş gidince rolü bana verildi. Sonra, bazı yerlerde hocaya fikir verdim, o da kabul edince yeni roller de oldu anlayacağın. Mesela, bir durak sahnesi vardı. "Hocam" dedim, "burası hiç durak gibi değil, belli olmuyo" Baktı baktı bana, gülümsedim, "bence durakta birileri otobüsü sorsun" falan deyince yeni bir rolüm oldu.
Gelen tepkiler o kadar güzeldi ki, yani hayatımda bu kadar övgüyü bir arada asla almadım. Normalde asla "şunu şunu yaptım, şunu aldım, aaaaa şunda şu dereceye girdim" yazacak birisi değilim, bana çok ters. Zaten var ya, istersem birinci olayım, yine en çok kendimle dalga geçerim, kendimi harcarım. Bazen kendime dediklerim yüzünden aynada ağlayasım bile geliyor... Ama bu sefer gayet de çatır çatır yazacam valla!
Şimdiii, benim boyum 192 ama rolüm küçük çocuk... Aslında bunun hikayesi de baya bir başka yahu. Seçmeler yapıldı, tüm seçilenler toplandık. İşte senaryoyu okuyoruz bilgisayardan. Şu çocuk rolünün olduğu sayfa açıldı, hoca bana baktı baktı "Bence senden harika bir çocuk olabilir." dedi. Ben daha "nasıl olcak hocam yaaa bu boyla üstüme gülerler!" demeden adam "evet evet kesinlikle, bir tane askı, şort ohoo süper olur!" deyince kıramadım. Gittim bir adama durumu anlattım bir alışveriş merkezinde, o da bana bir askı verdi. Böyle sarı kırmızı, o kadar tatlı ki anlatamam. Şort aldım siyah, üstüne beyaz bir tişört, bir de Galatasaraylı bir şapka! Uzun beyaz çoraplar falan derken ben oldum mu manyak bir çocuk! Çooook farklı duygular anlatmamın imkanı yok. Bir de hem s harfini söyleyemiyorum hem r harfini, böyle manyak bir çocuk yani. "Nasıl olcak, hocam olmasın, ıyy hocam ya itici durursa, kesin beğenmeyecekler" derken öyle bir alkış, öyle övgüler aldım ki bi "noluyo lan" oldum yemin ediyorum.
Yanıma gelip "sana bayıldık" diyenler mi, "kesinlikle ileride çok büyük bir oyuncu olacaksın" diyenler mi, "yaaaa o mimiklerini bana da yapp" diyenler mi, çok güldükleri için alkışlayanlar mı, selam verirken kıyametin kopması mı.. Mükemmel duygular bunlar, inan bana yazarken gülümseyerek yazıyorum, aklıma geldikçe mutlu oluyorum çünkü. Bir sürü insanın tiyatro çıkışı "Uska çok iyiydi," , "Şu uzun boylu çocuk süper değil miydi yaa" demelerini saymıyorum daha! Öğretmenlerim bile yanıma gelip "Yaramazlık yapma" diyorlar, yani çok çok güzel bir şey.
En büyük hayallerimden birisinin kendi yazdığım bir dizide oynamak olduğunu biliyorsun, şu an çok çok daha fazla hayal etmeye başladım. İdol aldığım tek kişi var oyunculuk konusunda, Derya Karadaş. Kadına bayılıyorum ya anlatamam, inşallah bir gün tanışma fırsatım olur. Bir de benzetiyorlar o ayrı mesele...
Yazma konusunda da Gülse Birsel kesinlikle! Köşede de, bir şeyler yazarken de.
Bu arada harıl harıl tiyatro kursu arıyordum, o kadar çok kişi "kesinlikle yeteneğini değerlendir" dedi ki, çok heves ettim. Ama öğretmen geldi konuştu, "sınava hazırlan, üniversitede kullan yeteneğini" falan deyince durdum şöyle, ne yapacağımı bilmiyorum....
.......
Bora'nın gelmesine az kaldı, beyefendi ben karneyi alır almaz Adana'ya geliyor. Telefonda konuşuyoruz, konuşurken nasıl tatlıyız, sonra sohbet uzuyor ve Bora yine eski Bora, hiç mi değişmez ya bir insan!!! Abicimli konuşuyoruz, her şey güzel. Bir 15 dakika geçiyor ve Bpra gerçek yüzünü gösteriyor.
-Bana bak abi efendi, geldiğimde Marvel'deki o oyun inmiş olacak
-Allah Allaaahhhhh, sana ne lan istersem indirmem
-İndir işte beee iyi ki bir şey istedik, hayatta istemem senden bir şey normalde
-Bu dediğine inandın mı lan Bora?
-Yaa heheheheh tamam tamam!! Neyse ne dicem, sana Ayfon 5'in selamı varr
-Bak pisliğe, bende yok diye mi böylesin lan!!
-Şu anda da Pıleysteyşın'ın yanındayım, seni çok öpüyomuş
-Bak ne güzel, tüm istediklerin orda ohhhh!
-He vallaha burda her şey var, sen kendi haline yan abiciiiiikkk! Hadi öptüüümm!
Bir de beni teee Amerikalardan İngilizce sınavı yapmaya çalışıyor, o ayrı dert vallaha.
-Abiii really ne demek?
-'Gerçekten mi' demek.
-Pekiii, willy ne demek?
-'yaklaşık olarak' demek.
-Anneeeee bu koca abim nerden biliyoooorrr....
Canımsın lan!
........
Bir de Nil Karaibrahimgil'in İstanbul'dayım şarkısı çok güzel lan!
24 Mayıs 2014
6 Mayıs 2014
Yine tüm psikopatlıkları üzerime çektim, yine ne yaptım da olmadı?
Bok gibi bir hafta geçirdim, yazıp kendimi rahatlatacağım. Güya yazılı çalışırım mantığıyla bugün okula gitmedim, zaten saat 10:30'da uyandım, şu saate kadar da bilgisayardaydım. Neyse yine gecelerim artık.
Şimdi biliyorsun, benim dershanem iflas edince bizi alt kattaki dershaneye yazdırdılar ya hani. Biz yukarıdayken olan müdür yardımcısı da beni sever, hani adamı biliyorum, adamdan ne istesem hep yaptı yemin ediyorum. Sınava arkadaşımı getirdim, normalde yan yana oturmamız yasak, o başka sınıfta girecek. Adam izin verdi, biz sınavı beraber yaptık. Ya da herkesin telefonu toplanırdı, ben "yaa hocam nolurr" derdim adam almazdı benim telefonu. Veya 11. sınıf için kazandığım dershaneye 10. sınıfta bedava gelmemi istedi vs vs vs.
Yani adamın hakkını ölsem ödeyemem, çok iyilik yaptı bana. 10. sınıftayken bir sürü kitap verdi elime, hep yakından ilgilendi ki ben, 11 için burslu kazanmıştım dershanemi. Neyse...
Alt kata geçince biz, bi baktım bu adama da yukarıdaki gibi bir masa ayarladılar, o da müdür yardımcısı oldu. Böyle sürekli olarak beni gördüğü yerde durduruyor, hal hatır soruyor adam. Sonra 2. döneme girdik, tabi girince adamda hemen "öğrenci kaybetmeyelim" mantığı oluştu. Benim sınıfımda en iyi anadolu lisesinden çocuklar var, benim okulum iyi bir sırada, sıra arkadaşım da iyi bir okulda. Hal öyle olunca adam sürekli beni ve sıra arkadaşımı yanına çağırmaya başladı. E beni biliyorsun, ben zaten seneye için gittim etüte yazıldım. Sıra arkadaşım da gitti bir dershaneye yazıldı. Açıkçası ikimizde de adama gidip "Hocam biz sizi bırakıyoruz, başka yerlere yazılıyoruz" demedik tabi. Yani diyemeyiz, adam o kadar iyilik yapmış, şerefsiz değilim o kadar. Uygun bir zamanda söylerim, dedim. Sıra arkadaşım da öyle düşündü, konu kapandı sandık.
Bir gün dersteyiz, sıra arkadaşım eğildi kulağıma, "Babamı aramış bu adam, işte buraya yazılması için sizinle görüşelim falan demiş. Babam da 'şu an maddi durumumuz iyi değil, bir yer düşünmüyoruz' diye yalan uydurmuş..." temalı bi şeyler söyledi bana. O kurtuldu yani! Sıra bana geldi... Ha bu arada bu adam annemi de aramış, annem de "Uska etüt düşünüyor ama daha tam karar vermedi." demiş. Aile boyu yalan makinesiyiz...
Koridorda yürüyorum, adam kolumu tutuyor "gel bi konuşalım" diyor, adam yemeyecek beni ama çok tırsıyorum.. Sürekli atlatıyorum adamı ve zaten pazar günleri dershaneye gitmiyorum ben, o adam da aynı zamanda biyoloji dersime giriyor.. Pazar günü de biyoloji var. Neyse en az 20 kere ben bu adamı atlattım, ta ki geçen cumartesiye kadar...
Koridorda sıra arkadaşımla yürüyorum, birden beni kolumdan tuttu, "gel bakalım sennnn" diyerek beni bi odaya götürdü, kapıyı da kapattı. Bana işkence mi yapacak, ırzıma mı geçecek anlamadım.. Geçti oturdu koltuğa, beni de karşısına otutturdu.
"Seneye etüt düşünüyormuşsun."
"Iııı ıııı evet.."
"Yani sen çok para ödeyince daha mı iyi eğitim alacağını sanıyorsun?"
Ne diyor bu lan! Şuna bak, beni küçümsemeye mi çalışıyorsun sen, napıyorsun..
"Hocam oraya da çok para ödemeyeceğim, ordan da iyi bir burs kazandım."
"Peki tamam. Mutlaka gidiyorsundur sen oraya, hatta yazılmışsındır. Memnun musun?"
Şeytan mıdır nedir... Lafa girdim:
"Ygs derslerimiz başladı ve evet, gerçekten memnunum."
"Ama bir de burayı düşün. Bak, sana istediğin kadar kitap veririz, denemeler var, Türkiye geneli bir sürü deneme yaparız, hepsine girersin. Burada ordaki gibi genç hocalar yok, hepsi çok deneyimli. Gel, hem sana hem Seda'ya (sıra arkadaşım) 1000 liraya seneye için indirim yapalım."
Bir kere ben etüte yazıldım ve oraya para ödemeye başladık, sözleşmeyi de yaptık. Oradan ayrılma gibi bir durumum yok ve bak anlatmamıştım burada ama yazmam lazım. Abi ben gerçekten o dershaneye uyum sağlayamadım, sınıftakiler gerçekten çok farklı insanlar. Birkaç kişi var iyi anlaştığım, o kadar. Kalanlar var ya, hepsi arkamdan neler neler diyorlar, lan duyuyorum hatta bazılarını. Herkes Seda ve benden nefret ediyor, yok böyle bir şey.Bir de her dersin öğretmeni iyi değil, seneye sınav var ve benim cidden çok eksiğim var. O yüzden burada kalamam da adama anlatmam lazım:
"Hocam, bakın. Ben sizi çok severim, benim üzerimde gerçekten emeğiniz büyük. Her şey için çok teşekkür ederim, hatta Seda adına da edeyim. Şu zamana kadar sizin sevginizi suistimal edecek bir şey yapmadım, yapmam da. Ama inanın bana, ben alışamadım buraya."
"Ama şu an başka düşünüyorsun. Seneye emin ol daha iyi olur her şey."
"Hocam olmayacağı apaçık ortada. Aslında benim de Seda'nın da tek sorunu sanırım buraya alışamamak oldu, yani iyi hissetmiyoruz burada biz. Evet dersler güzel, kadro iyi, hocalar da iyi ama işte..."
Bir kere kadroda iyi olan 3 kişi mi ne var, kalanının dersine bile girmiyorum, bir kere girdim ve kaçtım! Ama adama böyle söyleyemem, o yüzden sözlerime dikkat ettim biraz. Yani yalan söyledim. Bu adam azıcık nefes aldı ve pat diye bir şey söyledi:
"Hem 'alışamadım' deyip hem 'kadro iyi, çok güzel bir dershane' dersen burada bir sorun var demektir. Kusura bakma ama çok samimiyetsizsin."
AAAAA! Adam resmen öğrencisine "çok samimiyetsizsin" dedi, "bana samimi gelmiyorsun" dedi. Bildiğin öğrencisi oraya yazılmıyor diye söylediği laflara bak. Haaaa, ben bu lafın altında kalır mıyım:
"Olanı bu, siz de kusura bakmayın."
"Çık dışarı!!!!!!!!!!!!"
Adam beni odasından kovdu. Resmen kovdu ama, o işaret parmağını döndürüp bir yerlerine sokmak istedim ama sustum. Hiçbir şey söylemeden, öyle kendi kendime çıktım gittim. Öyle bir ifadeyle çıktım ki dışarı, koridorda birkaç kişi durdurup "ne oldu" diye sordu. Sonra sıra arkadaşım geldi işte, anlattım olanları, o da "keşke ben de gelseydim seninle." dedi. Haaa dur dur daha bitmedi, beni dışarı atmadan önce bana şunları da dedi:
"Sen neden 3 ay önce insanların önünde 'ben bu dershaneden ayrılacağım' diyorsun?"
"Ben insanların önünde falan demedim, Seda'nın kulağına söyledim, duymuşlar demek ki."
"Senin yüzünden insanlar dershanemize yazılmıyor, Seda da senin yüzünden başka yere yazıldı. Sınıftaki herkes senin yüzünden başka yerlere gidiyor, onları hep sen etkiliyorsun."
Bir kaldım öyle. Bir tane orospu çocuğu ki bizim sınıftan ve kim olduğunu biliyorum, Seda'yla ben konuşurken dinlemiş bizi, gitmiş öğretmenlere yaymış. Hepsine ama! En sonda da bu adamın kulağına gelmiş işte. Bir de bendeki bahtsızlığa bak. İnsanlar etkilenmesin diye bir şey demiyorum dershanede, tüm sınıf "bok gibi" diyor. Ben sırf "ayrılıcam" dedim diye suçlu oluyorum, şerefsiz oluyorum. Allah kahretsin ya..
Şimdi biliyorsun, benim dershanem iflas edince bizi alt kattaki dershaneye yazdırdılar ya hani. Biz yukarıdayken olan müdür yardımcısı da beni sever, hani adamı biliyorum, adamdan ne istesem hep yaptı yemin ediyorum. Sınava arkadaşımı getirdim, normalde yan yana oturmamız yasak, o başka sınıfta girecek. Adam izin verdi, biz sınavı beraber yaptık. Ya da herkesin telefonu toplanırdı, ben "yaa hocam nolurr" derdim adam almazdı benim telefonu. Veya 11. sınıf için kazandığım dershaneye 10. sınıfta bedava gelmemi istedi vs vs vs.
Yani adamın hakkını ölsem ödeyemem, çok iyilik yaptı bana. 10. sınıftayken bir sürü kitap verdi elime, hep yakından ilgilendi ki ben, 11 için burslu kazanmıştım dershanemi. Neyse...
Alt kata geçince biz, bi baktım bu adama da yukarıdaki gibi bir masa ayarladılar, o da müdür yardımcısı oldu. Böyle sürekli olarak beni gördüğü yerde durduruyor, hal hatır soruyor adam. Sonra 2. döneme girdik, tabi girince adamda hemen "öğrenci kaybetmeyelim" mantığı oluştu. Benim sınıfımda en iyi anadolu lisesinden çocuklar var, benim okulum iyi bir sırada, sıra arkadaşım da iyi bir okulda. Hal öyle olunca adam sürekli beni ve sıra arkadaşımı yanına çağırmaya başladı. E beni biliyorsun, ben zaten seneye için gittim etüte yazıldım. Sıra arkadaşım da gitti bir dershaneye yazıldı. Açıkçası ikimizde de adama gidip "Hocam biz sizi bırakıyoruz, başka yerlere yazılıyoruz" demedik tabi. Yani diyemeyiz, adam o kadar iyilik yapmış, şerefsiz değilim o kadar. Uygun bir zamanda söylerim, dedim. Sıra arkadaşım da öyle düşündü, konu kapandı sandık.
Bir gün dersteyiz, sıra arkadaşım eğildi kulağıma, "Babamı aramış bu adam, işte buraya yazılması için sizinle görüşelim falan demiş. Babam da 'şu an maddi durumumuz iyi değil, bir yer düşünmüyoruz' diye yalan uydurmuş..." temalı bi şeyler söyledi bana. O kurtuldu yani! Sıra bana geldi... Ha bu arada bu adam annemi de aramış, annem de "Uska etüt düşünüyor ama daha tam karar vermedi." demiş. Aile boyu yalan makinesiyiz...
Koridorda yürüyorum, adam kolumu tutuyor "gel bi konuşalım" diyor, adam yemeyecek beni ama çok tırsıyorum.. Sürekli atlatıyorum adamı ve zaten pazar günleri dershaneye gitmiyorum ben, o adam da aynı zamanda biyoloji dersime giriyor.. Pazar günü de biyoloji var. Neyse en az 20 kere ben bu adamı atlattım, ta ki geçen cumartesiye kadar...
Koridorda sıra arkadaşımla yürüyorum, birden beni kolumdan tuttu, "gel bakalım sennnn" diyerek beni bi odaya götürdü, kapıyı da kapattı. Bana işkence mi yapacak, ırzıma mı geçecek anlamadım.. Geçti oturdu koltuğa, beni de karşısına otutturdu.
"Seneye etüt düşünüyormuşsun."
"Iııı ıııı evet.."
"Yani sen çok para ödeyince daha mı iyi eğitim alacağını sanıyorsun?"
Ne diyor bu lan! Şuna bak, beni küçümsemeye mi çalışıyorsun sen, napıyorsun..
"Hocam oraya da çok para ödemeyeceğim, ordan da iyi bir burs kazandım."
"Peki tamam. Mutlaka gidiyorsundur sen oraya, hatta yazılmışsındır. Memnun musun?"
Şeytan mıdır nedir... Lafa girdim:
"Ygs derslerimiz başladı ve evet, gerçekten memnunum."
"Ama bir de burayı düşün. Bak, sana istediğin kadar kitap veririz, denemeler var, Türkiye geneli bir sürü deneme yaparız, hepsine girersin. Burada ordaki gibi genç hocalar yok, hepsi çok deneyimli. Gel, hem sana hem Seda'ya (sıra arkadaşım) 1000 liraya seneye için indirim yapalım."
Bir kere ben etüte yazıldım ve oraya para ödemeye başladık, sözleşmeyi de yaptık. Oradan ayrılma gibi bir durumum yok ve bak anlatmamıştım burada ama yazmam lazım. Abi ben gerçekten o dershaneye uyum sağlayamadım, sınıftakiler gerçekten çok farklı insanlar. Birkaç kişi var iyi anlaştığım, o kadar. Kalanlar var ya, hepsi arkamdan neler neler diyorlar, lan duyuyorum hatta bazılarını. Herkes Seda ve benden nefret ediyor, yok böyle bir şey.Bir de her dersin öğretmeni iyi değil, seneye sınav var ve benim cidden çok eksiğim var. O yüzden burada kalamam da adama anlatmam lazım:
"Hocam, bakın. Ben sizi çok severim, benim üzerimde gerçekten emeğiniz büyük. Her şey için çok teşekkür ederim, hatta Seda adına da edeyim. Şu zamana kadar sizin sevginizi suistimal edecek bir şey yapmadım, yapmam da. Ama inanın bana, ben alışamadım buraya."
"Ama şu an başka düşünüyorsun. Seneye emin ol daha iyi olur her şey."
"Hocam olmayacağı apaçık ortada. Aslında benim de Seda'nın da tek sorunu sanırım buraya alışamamak oldu, yani iyi hissetmiyoruz burada biz. Evet dersler güzel, kadro iyi, hocalar da iyi ama işte..."
Bir kere kadroda iyi olan 3 kişi mi ne var, kalanının dersine bile girmiyorum, bir kere girdim ve kaçtım! Ama adama böyle söyleyemem, o yüzden sözlerime dikkat ettim biraz. Yani yalan söyledim. Bu adam azıcık nefes aldı ve pat diye bir şey söyledi:
"Hem 'alışamadım' deyip hem 'kadro iyi, çok güzel bir dershane' dersen burada bir sorun var demektir. Kusura bakma ama çok samimiyetsizsin."
AAAAA! Adam resmen öğrencisine "çok samimiyetsizsin" dedi, "bana samimi gelmiyorsun" dedi. Bildiğin öğrencisi oraya yazılmıyor diye söylediği laflara bak. Haaaa, ben bu lafın altında kalır mıyım:
"Olanı bu, siz de kusura bakmayın."
"Çık dışarı!!!!!!!!!!!!"
Adam beni odasından kovdu. Resmen kovdu ama, o işaret parmağını döndürüp bir yerlerine sokmak istedim ama sustum. Hiçbir şey söylemeden, öyle kendi kendime çıktım gittim. Öyle bir ifadeyle çıktım ki dışarı, koridorda birkaç kişi durdurup "ne oldu" diye sordu. Sonra sıra arkadaşım geldi işte, anlattım olanları, o da "keşke ben de gelseydim seninle." dedi. Haaa dur dur daha bitmedi, beni dışarı atmadan önce bana şunları da dedi:
"Sen neden 3 ay önce insanların önünde 'ben bu dershaneden ayrılacağım' diyorsun?"
"Ben insanların önünde falan demedim, Seda'nın kulağına söyledim, duymuşlar demek ki."
"Senin yüzünden insanlar dershanemize yazılmıyor, Seda da senin yüzünden başka yere yazıldı. Sınıftaki herkes senin yüzünden başka yerlere gidiyor, onları hep sen etkiliyorsun."
Bir kaldım öyle. Bir tane orospu çocuğu ki bizim sınıftan ve kim olduğunu biliyorum, Seda'yla ben konuşurken dinlemiş bizi, gitmiş öğretmenlere yaymış. Hepsine ama! En sonda da bu adamın kulağına gelmiş işte. Bir de bendeki bahtsızlığa bak. İnsanlar etkilenmesin diye bir şey demiyorum dershanede, tüm sınıf "bok gibi" diyor. Ben sırf "ayrılıcam" dedim diye suçlu oluyorum, şerefsiz oluyorum. Allah kahretsin ya..
1 Mayıs 2014
Uzun Boylu İnsanın Dramı...
Genlerden midir nedir bilmiyorum ama boyum biraz uzun. Maşallahım var yahu, arkadaşların arasında direk gibi fırlıyorum yemin ederim. Ya da birisiyle yan yana geldiğimde bariz bir fark oluşabiliyor ki ben bu durumu hiç sevmiyorum. Geçenlerde yolda yürüyorum, iki tane kız ben yanlarından geçtikten iki üç saniye sonra "Şundaki boya bak!" diye haykırdılar. Durup "Azıcık kibar olun kız." diyebilirdim ama olmayan havamı bozmak istemedim, yoluma devam ettim.Eve vardım varacağım, bir baktım kaldırımda iki çocuk birbirini dövüyor. İlk önce "Yahu bi rahat durun!" diyesim geldi, sonra vazgeçtim. Yine yanlarından geçtikten iki saniye sonra boyca küçük olanı "Allah bi boy vermişşş, gerisini koyvermişşş!" diye öyle bir bağırdı ki, kaldırımda yürüyen insanlar durup çocuğu alkışlayacak sandım. Arkamı döndüm, gülümsedim, baktım çocuk bana laf attığı için bir gururlu, bir mutlu... Sanki 30 yaşında adamım, çocuğa "Haylaz seni." deyip eve girdim ve düşünmeye başladım.
-Uzun boyluysan mutlaka yaşıtlarından daha büyük görünüyorsun. Ama bu durum bazen kötü olabiliyor. İlkokul birinci sınıftayım, bahçede "yağ satarım" oynuyoruz. Sınıftan biri mendili benim arkama bıraktı, kalktım kovalamaya başladım çocuğu. Arkadan bir sürü ses: "Bari şu boyundan utan, şu yaşa gelmişsin hâlâ yağ satarım oynuyosun." Bunları diyen de dördüncü sınıflar. Yahu ben daha birinci sınıftayım, sümüğüm akıyor! Ağlaya ağlaya oturdum yerime tabi.
-Eğer boyun uzunsa insanlar senin sporla uğraşıp bu kadar uzun olduğunu düşünüyor. Kimse genlerden bahsetmiyor! Elime top geldiğinde insanlara atacağıma ağaçlara atıp "eheüehü" diye gülen bi insanım, ne sporu? Ben de bir yalan uydurdum, aklın durur: İlkokulun son senesi Amerika'ya gittim basketbol için, orada sakatlanınca Türkiye'ye dönmek zorunda kaldım. Yaklaşık 6 senedir basketbolla iç içeyiz." Cehennemdeki o kazana kaydırakla düşeceğim yemin ederim...
-Seni hayatında ilk kez gören birinin seninle tanıştıktan sonra kurduğu ilk cümle ya "Senin boyun da çok uzunmuş." ya da "Senin boyun niye bu kadar uzun?" Canım ben sana soruyor muyum "Sen niye benden kısasın?!" diye. Nasıl sinir oluyorum yani, sana anlatamam.
-Bu, genelde büyüklerde oluyor. Senden bir şey istediler mesela, sen de yapmadın. Söyleyecekleri tek şey: "Boyundan utan!" Neden utanıyormuşum ki boyumdan, utanacak bir dolu şey varken.
-Bir delilik yaptın diyelim. Hani sen uzun boylusun ya, kalıbının adamı olman lazım ya. Arkandan hemen "Devede de boy var ama eşşşeğin arkasından gidiyor." diye atasözünü yapıştırıyorlar. Bunu en çok nenem yapıyor zaten, o ayrı mesele. Yemin ediyorum kardeşim gibi bir şey oldu artık o atasözü, bir de bağışıklık mı yaptı anlamadım, söylenince devamını ben getiriyorum...
-Dediğim gibi, küçükken de boyum uzundu yaşıtlarıma göre. Hep en arkada oturdum, önlere geçtiğimde ilkokul arkadaşlarım öğretmene gizli gizli "Göremiyoruz örtmenim!!" derlerdi. Beden dersindeyiz, öğretmen boş bırakmış, bir baktım bizimkiler bir yerlere tırmanıyorlar. Böyle minicik bir oğlan var Ramazan diye, şak şak şak anında çıktı yukarı, sonra da atladı. Sıra bana geldi, ayağımı attığım gibi yeri öptüm. Niyeyse akrobaside başarısız bir insanım...
-Okulda kısa film çekeceğiz, tiyatroda görevli öğrencileri çağırdılar. Ben de aralarındayım, "Altın Portakal'ı yiyeceğim yahu, Oscar benim köpeğim olacak!" diye mutlu mesut gidiyorum. Görevli öğretmen yanına çağırdı beni, bi havalandım ki sorma. "Çok büyük bir oyuncu olacağım, imza isteyecekler benden, çıktığım mekanların kapısında gazeteciler olacak. Oley be, dualarım kabul oldu!" diye düşünürken, öğretmenin "Sen mikrofonu tutabilir misin tepeden? Senin boyun uzun ya." demesiyle kendime geldim. En son upuzun mikrofon elimde, fotoğraf çekiliyordum. Öyle de pozitif bir insanım!
Hürriyet'teki Nisan yazımdı! Bu arada, bi sürü mim birikti, söz hepsini en kısa zamanda yapacağım. Seni seviyorum Loretta!
26 Nisan 2014
Gizli numara dengesizliğine sahip bir insanım...
Gizli numaralardan çektiğim kadar hiçbir şeyden çekmediğime inanıyorum yahu.. Bi de en manyakları beni buluyor, o da ayrı mesele yani.. Bende şey durumu var, ben tanıdığım numaralarla bile telefonda konuşmayı sevmiyorum ama gizli numara olunca "eğlenirim" gibisinden bi düşünceye büründüğüm için, açıyorum. Genelde "Kim lan bu, kimsin olum sen, offf açmayım yaa, alo?" şeklinde oluyor benim telefon açışlarım..
Yine oturuyoruz arkadaşlarla, arayana bakın ki "gizli numara" Tabi ben açmak istemiyorum, gizli numara bu oğlum, bi şey falan yapar.. Ama herkes beynimin yanına "Aaaaa açsana beeeaaa" diye ötünce açayım dedim.. Allah belamı vereydi de açmayaydım.. Keşke o numaradan "Bülbülümle oynuyorum bebişimm, gece beklediieem gelmedinn" diyen birisi çıksaydı.. Ya da "Birkaç ay sonra seni öldürücemm" diyen biri de çıkabilirdi.. Ama açar açmaz kulağımın dibinde Emre Aydın'ın "Soğuuukkk soğuuk odalarrr! Yoksun neye yararr!" demesini dinleyecek kadar ne yaşadım yahu ben.. Bi de manyaklığa bak, şarkı bitene kadar bekleyeyim, sonra bu benimle konuşur dedim, şarkı bitti karşı taraf kapattı!! Offfff..
......
Abooo aklıma geldi, biz bunun aynısını Bora manyağıyla da yaşadık, anlatmazsam ölürüm.
Şimdi, yine ben oturuyorum arkadaşla, bi baktım bi numara arıyor. Ama hani gizli değil, numara kabak gibi ortada. Yazlıktayız, hava zaten sıcak, beynim yanmış halde. Dedim herhalde yazlıktakilerden birisi anasından aradı, aşağı inecek nerdeyiz diye soracak. Açtım telefonu.
-Alo?
-...
-Aloo?
-...
Yok! Karşıdan gelen tek ses nefes sesi.. Ama hani bildiğin derin derin nefes alıyor karşı taraf. Allaahhhhh beni gör, nasıl korktum, nasıl kötüyüm.. Ben başladım ağlamaya, "Beni öldürceklerrr, abo yandın sen Uska, kaç oğlum buralardan." diyorum.. "O nefes sesi bi seri katile ait, sıradaki kurban sensin..." diye diye kendimi yedim bitirdim... Yazlıkta da en yakınım Alkan var, hemen ödemeli attım bu manyağa, anlattım olayı, "beni öldürürlerse sen ne yaparsın"dan girdim "beni her gün eve bırakmazsan pipini keserim"den çıktım, çocuk artık beni 192 boyuma bakmadan eve bırakıyor..
Eve geldim, banyo yapacağım yine telefon çaldı. Bak aynı numara arıyor.. "Herhalde bu sefer konuşur be" diye düşünüp açtım telefofonu, "alo??" dedim. Yine bi iki nefes sesi, arkadan boğuk sesler ve trink! Suratıma kapattı pezevenk.. Beni bi korku sardı yine.. Banyodayım bi de, arkadan gelip öldürür ben sonuçta, manyak mı ne yani..
Şimdi, önümde 2 seçenek var: Ya 118 bilmem neyi arayıp kim olduğunu öğreneceğim ki arayacak kimse yok ve tl yok telefonda.. Olanın da vereceğini sanmıyorum.. Ya da çok çok ünlü Karataş Polisi'ne haber vereceğim..
Peki ben naptım..
Tabii ki 3. yolu seçtim ve gidip o numaraya mesaj attım. Bak mesajı aynen yazıyorum:
"Abooo kanka nassın iyisin? Ben hatırladım seni yaa. Ama böyle arayıp nefes sesini dinletmen falan, ne bileyim hoş olmuyo sanki. O yüzden bi daha yapmazsan sevinirim, kendine çok iyi bak heheh!"
Aaaa napim ya! Adamla samimi olmaya çalışmam lazım, kim olduğunu anladım sansın ki aramasın beni bi daha.. Neyse, attım mesajı ve attıktan sonra telefonumda bu numaradan tık yok.
Aşağıda oturuyoruz hep beraber, bi baktım birisi arıyor, telefon tir tir titriyor. Korkuyla aldım elime, bi baktım halam! "Ohhh" diyerek açtım, bi kenara çekildim, baya bi konuştuk. Sonra da "Bora seni istiyor." dedi ve verdi bana.
Bora'yı biliyorsun, kardeşim dediğim, şu an 6. sınıf olan ciğerim kuzenim.. Biraz manyaktır, abisine çekmiş..
-Noldu lan Bori?
-Abi sana bi şey anlatıcammm
Abo yine ne bok yedi acaba... Bora ki "berberler nasıl hissediyor merak ettim" deyip saçını makasla kesen.. Bora ki "yolda kafanı yukarı kaldırıp yürüme" demelerimize rağmen kafasını direklere vuran.. Bora ki arkadaşlarına "benim abim 2 metre, hepinizi döver" deyip ben mezuniyetine geldiğimde arkadaşları beni görünce kaçan.. Neyse..
-Anlat lan yine naaptın?
-Elime aldım nenemin telefonunu, seni aradım.. Ama sen hep salak gibi "Alo alo" deyip durdun hihihihhi! Sonra ben seni yine aradım, sana tam "abi ben Bora" diyecekken nenemin kontörü bitti. Sen de bana upuzun mesaj atmışsın, o mesajdan da hiçbir şey anlamadım abiş ya.
Lan!?! Allahımmmm çok şükür, seri katiller musallat olmadı bana!
Önce derin derin bi nefes aldım, sonra da "Ohaaaa canımsın yaaa ben seni çok seviyorum!!" dedim, bu hayvan da "kulağıma ne bağrıyonnn" deyip kapattı telefonu!
Yalnız çok merak ettim, kim bu Emre Aydın hayranı gizli numara...
Yine oturuyoruz arkadaşlarla, arayana bakın ki "gizli numara" Tabi ben açmak istemiyorum, gizli numara bu oğlum, bi şey falan yapar.. Ama herkes beynimin yanına "Aaaaa açsana beeeaaa" diye ötünce açayım dedim.. Allah belamı vereydi de açmayaydım.. Keşke o numaradan "Bülbülümle oynuyorum bebişimm, gece beklediieem gelmedinn" diyen birisi çıksaydı.. Ya da "Birkaç ay sonra seni öldürücemm" diyen biri de çıkabilirdi.. Ama açar açmaz kulağımın dibinde Emre Aydın'ın "Soğuuukkk soğuuk odalarrr! Yoksun neye yararr!" demesini dinleyecek kadar ne yaşadım yahu ben.. Bi de manyaklığa bak, şarkı bitene kadar bekleyeyim, sonra bu benimle konuşur dedim, şarkı bitti karşı taraf kapattı!! Offfff..
......
Abooo aklıma geldi, biz bunun aynısını Bora manyağıyla da yaşadık, anlatmazsam ölürüm.
Şimdi, yine ben oturuyorum arkadaşla, bi baktım bi numara arıyor. Ama hani gizli değil, numara kabak gibi ortada. Yazlıktayız, hava zaten sıcak, beynim yanmış halde. Dedim herhalde yazlıktakilerden birisi anasından aradı, aşağı inecek nerdeyiz diye soracak. Açtım telefonu.
-Alo?
-...
-Aloo?
-...
Yok! Karşıdan gelen tek ses nefes sesi.. Ama hani bildiğin derin derin nefes alıyor karşı taraf. Allaahhhhh beni gör, nasıl korktum, nasıl kötüyüm.. Ben başladım ağlamaya, "Beni öldürceklerrr, abo yandın sen Uska, kaç oğlum buralardan." diyorum.. "O nefes sesi bi seri katile ait, sıradaki kurban sensin..." diye diye kendimi yedim bitirdim... Yazlıkta da en yakınım Alkan var, hemen ödemeli attım bu manyağa, anlattım olayı, "beni öldürürlerse sen ne yaparsın"dan girdim "beni her gün eve bırakmazsan pipini keserim"den çıktım, çocuk artık beni 192 boyuma bakmadan eve bırakıyor..
Eve geldim, banyo yapacağım yine telefon çaldı. Bak aynı numara arıyor.. "Herhalde bu sefer konuşur be" diye düşünüp açtım telefofonu, "alo??" dedim. Yine bi iki nefes sesi, arkadan boğuk sesler ve trink! Suratıma kapattı pezevenk.. Beni bi korku sardı yine.. Banyodayım bi de, arkadan gelip öldürür ben sonuçta, manyak mı ne yani..
Şimdi, önümde 2 seçenek var: Ya 118 bilmem neyi arayıp kim olduğunu öğreneceğim ki arayacak kimse yok ve tl yok telefonda.. Olanın da vereceğini sanmıyorum.. Ya da çok çok ünlü Karataş Polisi'ne haber vereceğim..
Peki ben naptım..
Tabii ki 3. yolu seçtim ve gidip o numaraya mesaj attım. Bak mesajı aynen yazıyorum:
"Abooo kanka nassın iyisin? Ben hatırladım seni yaa. Ama böyle arayıp nefes sesini dinletmen falan, ne bileyim hoş olmuyo sanki. O yüzden bi daha yapmazsan sevinirim, kendine çok iyi bak heheh!"
Aaaa napim ya! Adamla samimi olmaya çalışmam lazım, kim olduğunu anladım sansın ki aramasın beni bi daha.. Neyse, attım mesajı ve attıktan sonra telefonumda bu numaradan tık yok.
Aşağıda oturuyoruz hep beraber, bi baktım birisi arıyor, telefon tir tir titriyor. Korkuyla aldım elime, bi baktım halam! "Ohhh" diyerek açtım, bi kenara çekildim, baya bi konuştuk. Sonra da "Bora seni istiyor." dedi ve verdi bana.
Bora'yı biliyorsun, kardeşim dediğim, şu an 6. sınıf olan ciğerim kuzenim.. Biraz manyaktır, abisine çekmiş..
-Noldu lan Bori?
-Abi sana bi şey anlatıcammm
Abo yine ne bok yedi acaba... Bora ki "berberler nasıl hissediyor merak ettim" deyip saçını makasla kesen.. Bora ki "yolda kafanı yukarı kaldırıp yürüme" demelerimize rağmen kafasını direklere vuran.. Bora ki arkadaşlarına "benim abim 2 metre, hepinizi döver" deyip ben mezuniyetine geldiğimde arkadaşları beni görünce kaçan.. Neyse..
-Anlat lan yine naaptın?
-Elime aldım nenemin telefonunu, seni aradım.. Ama sen hep salak gibi "Alo alo" deyip durdun hihihihhi! Sonra ben seni yine aradım, sana tam "abi ben Bora" diyecekken nenemin kontörü bitti. Sen de bana upuzun mesaj atmışsın, o mesajdan da hiçbir şey anlamadım abiş ya.
Lan!?! Allahımmmm çok şükür, seri katiller musallat olmadı bana!
Önce derin derin bi nefes aldım, sonra da "Ohaaaa canımsın yaaa ben seni çok seviyorum!!" dedim, bu hayvan da "kulağıma ne bağrıyonnn" deyip kapattı telefonu!
Yalnız çok merak ettim, kim bu Emre Aydın hayranı gizli numara...
13 Nisan 2014
Çok çok zaman önce.. -3-
Uzun oldu baya, affet yahu...
Şimdi ben 6. sınıftayken MSN nasıl ünlüydü var ya sana anlatamam.. İnsanlar sürekli böyle seninle Msn arkadaş sayına göre arkadaş oluyordu.. "Benim 250 tane varrr, sende 120 mi?! puhahaha, git gelme be yanıma" diyenler bi kenarda dursun, benim gibi toplam 97 msni olan insanlar da vardı tabi.. Habire yenisini açıyordum, günlük iki tane açıp tüm yazlığı ekliyordum, diğer gün de yeni açıyordum, eskiyi anında unutuyordum.. Öyle salak saçma bi dönem yani..
Bi de bu dönemin sonunda hayatımda ilk kez girecek olduğum, hatta daha ciddiyetini bile anlayamadığım SBS denen kazzık sınav var.. Ama ben hep eşşeklik peşindeyim, sürekli böyle internet kafelerde sürtüyorum.. annemden her bi dakika "anne bana 1 milyon versene yaa, internete gitcem ben" diye para alıp duruyorum.. çünkü internette benim bi aşkım var: GrupHepsi_Cemre..
Bi kız eklemiş beni, avatarında Cemre var, hani o zamanların en en ünlüsü Hepsi grubu var ya.. hah.. ondaki kız işte. Tabi salak değilim, o kız olmadığını biliyorum ama vuruldum işte kıza.. Böyle beni bi görsen, yeminle halime acırsın o derece.. yaşıtlarıma bakıyorum, herkes nasıl ders çalışıyor, sınava ne kadar kaldı diye ağlayanlar mı dersin, şimdiden hangi liseye gitsemmm diye düşünenler mi dersin.. Bi ben işte, bi salak ben, sen git internette fake bi hesap bul, onunla her gün konuş..
Ama kızı bi gör, Allahım nasıl bi sohbeti var, resmen ölüyorum ya.. o bana "olmaz oğlan"ı yolluyor, "hiç bana bakmaaa olmaz oğlaannn sen kendini ısmarlaa" diyor, ben ona "olmaz böyle şeyy" diye yolluyorum şarkıları.. Bazen araya 4yüz de kaçıyor ama olsun.. Tabi sohbette bazı noktaları var daha önce dikkat etmediğim, şu an ağlayarak hatırladığım.. Mesela ben buna "Naber canım" diyorum, bu bana "iyiyim abi sen" diyor.
O zamanlarda da kızlar böyle havalı olsun diye "abi" falan kullanıyorlardı. Hani "ne diyosun abi yhaaa" gibisinden. Ben bu kız "abi" deyince daha da çok aşık oldum kıza.. Öyle olgun, öyle şıkır şıkır diye resmen vuruldum lan.. O bana yolladığı güzel şarkılar, ara sıra "abi" demeler, kamera aç dediğimde "açamam, babam seni öldürür" demeler.. Onu daha da ulaşılmaz bi insan kılıyordu gözümde.. Sonra bu bana çıkardı ağzındaki baklayı.. "Ben senin olduğun yazlıktayım" dedi. Alllaaahhh sen misin bunu diyen. Ben nasıl gün sayıyorum yaz gelsin diye aklın durur. Sınava 1 ay mı ne var, ben kızı görmek için resmen gün sayıyorum. Ulan sınav puanımın bilmem kaçıyla lisem belli olacak, kaltaklık peşinde bi şeyim işte.. ergenliğim bok gibi..
O zamanlarda da evde bilgisayarım var ama internet yok.. o yüzden hep internet kafedeyim, daimi müşteri oldum.. neyse, bi ara ben tv izliyorum evde, Atv haber yapmış sbs'yi.. "Sınava bir hafta kaldı, öğrenciler heyecanlı" gibisinden bi şeyler diyordu, şu an tam hatırlamıyorum.. Ve birden hani inme iner ya, hah aynen öyle oldu bana.. Kalktım, durumun ciddiyetini anladım, gidip kendime bi sürü kitap falan aldım.. Cemre falan unutuldu bende, lan sınavım var benim!! Okulda hiç ders dinlememişim zaten, hele ilk dönem karnem.. tek 5'im beden, o da 85'ten.. Bi sürü 3'üm var, tüm ana derslerim 3 neredeyse.. Öyle rezil bi şeyim.. Maalesef en alt çekmecede duruyor o karnem..
Ben o bi haftada az çok bi şeyler öğrendim gibi bi şey oldu.. hep konu çalıştım, sınavda iyi bi şey yapmak zorundayım çünkü anneme teee dönemin başında "Ne dershanesi be! Delirdin mi sen kadın!!!! Örtmenimiz yazılmamamız gerektiğini sööledi. bak intihar etcem haa yeter bea" demişim ama nasıl bağırarak söyledim onca lafı var ya.. Kadın vurdu bana bi tane, "ne bok yersen ye" dedi, yollamadı beni dersaneye.. İşte o lafların acısını çekiyordum o son haftada..
Derken sınav günü geldi, o bi haftada Cemre'yle hiç konuşmadık.. ben nasıl heyecanlıyım, ulan azıcık çalışmış olsam heyecan yapmam. Heyecanlı olma sebebim bi bok bilmiyor oluşum maalesef.. Nasıl ağlıyorum var ya, saat sabah 4:30'da heyecandan uyanmışım, uykusuzum, elim ayağım titriyor resmen..
Ben girdim işte bu sınava, önüme verildi kitapçık.. başladım, bi baktım lan ben sınavı bi şekilde yapıyorum.. hani evet, bi sürü boşum var ama yaptıklarımdan eminim yani.. süre bitti, ben derin bi oh çekip verdim optiği, çıktım eve geldim.. O zaman da evin karşısında bi dershane var, annem "orada cevap anahtarı varmış, bak bakalım ne yaptın" dedi.. Benle geldi bi de.. biz gittik öyle, ben baktım cevap anahtarına.. Şaka gibi ama 500 üzerinden 447 bekliyorum.. nasıl sarılıyoruz annemle, annem nasıl gururlu.. "Dershaneye gelmeden yaptın bu puanı, afferin sana" diyor, öpüyor beni.. ben de çok çok mutluyum.. derken biz yazlığa geldik...
gelişimizin üzerinden bi ay falan geçti, ben aşağıda sümüklü ve ergen bi şekilde oynarken annem balkondan bağırdı. "Uskaaaa sınav açıklanmış, gel al kimliğini de bak sonucuna eşşoleşşekk" diye.. ben koşa koşa gittim, o zaman sitede internet kafe yok, yan sitenin kafesine koştum.. abinin yanına elimde kimlikle gelince sordu tabii "Sınav sonucuna mı bakacaksın" diye. "Evet" dedim ve baktık.. şaka gibi ama 399 aldım...
Ben bi ağlamaya başladım, allaaaahhhh sanki pipim elden gidiyor, öyle bi acı kalbimdeki.. ekrana yaklaştım, nasıl olabilir bu diyorum.. Derken matematiğe bakmamla her şeyi anlamam bir oldu.. ben, o mal salak ben, sen tut matematikte boş bırakacağın zaman boş bırakma, her şeyi üstüne üstüne kodlamaya devam et.. bi baktım 13 koca yanlış, o da kaç sorudandı unuttum şimdi..
Yazlığa ağlaya ağlaya geldim.. O zaman da bi sevgilim var, böyle kıvırcık bi şey ama ayrılmışız biz. Ayrıldık diye tüm banklara "Sen aştan ne anlarsın Uska" "Allah belanı versin orospu köpek" "senden iğreniyorum" "aşk sende bir kumar olmuş Uska malı" falan yazmış.. Benim ağladığımı görünce hepsini sildi tabi.. ama daha Cemre ortada yok, kandırıldım falan sanıyorum.. annem de ağladığımı görmüş balkondan, aşağı indi.. Ben sarıldım anneme, "Kaydırdım" dedim, o da "uyumadın, çok heyecanlıydın, sağlık olsun" diyor..
Birden omuzumda bi minik el hissettim.. "Acaba bu kim, hiç uğraşamam şu an kimse kim yani.." diye düşünürken ben arkamı döndüm, çirkefleşecem işte..
-ya ne var ne!!!
-Uska abi
-ya canım git başımdan bide senle uğraşamam ben
-ama kışın öööle demiyodunn
Ben bütün kış yazlıktaki bi minik tarafından kandırıldım yani.. o yüzden bana "abi abi" deyip duruyormuş ya.. ben nasıl kötüyüm zaten, onu duydum, Allaaahhhh tüm yazlığa feryat figan ediyorum, "7. sınıf sen göreceksiiiinnn!!" diye.. Küçük kıza da eğilip "Ben seni abi gibi seviyorum" dedim, bu da beni unutup hoooop oyun oynamaya gitti yaaa...
.......
Derken 7. sınıf vakti geldi.. ilk konular aşırı eğlenceli.. iletişim falan var sosyalde, o kadar güzel ki.. ben ilk konulara hayvan gibi çalıştım, ikincilere geçtik bi tıkandım bi şey oldum. anneme de yine aynı yalan "örtmenimiz yollamayın dedi dershaneye, çok sakıncalıymışş" Ne yapayım be, evde oturup tv izlemek varken hafta sonlarımı dershanede harap edemezdim yani..
2. dönemin yarısına geldik, işte tüm dershaneler konuları bitirmiş kamp döneminde.. habire bi deneme sınavı oluyorlar.. annemin arkadaşlarının çocuklarının hepsi de dershaneye gidiyor, hepsi ne zaman arasak sınavda oluyor.. Onlar sınavda, ben evde meyve yiyorum, annem anladı bi gariplik olduğunu tabii.. Gitti yazdırdı beni evin karşısındaki dershaneye, ben nasıl ağlıyorum ama "istemiyorummm" diye.. bu arada yine hiçbir konu bilmiyorum.. ne bok yiyeceğim acaba.. ben yazıldım, önce 3. sınıfta başladım.. sonra azıcık çalışınca ben 2'ye yükseldim ve en son 1'e geldim.. var ya beni gör, her sınavda sınıfta birinci olunca böyle bi havam falan oldu dershanede.. neyse, ben 1. sınıfa geldim ve hep deneme oluyorlar.. beni de gör, Allahım nasıl sıkılıyorum sınavı yaparken.. çok saçma geliyor yani, bi sınavla lise belli oluyor falan.. bi de sınav kitapçığı simsiyah, içim sıkılıyor.. sınavı bırakıp resim çiziyorum sürekli.. resim çizerken herkesi rahatsız etmem de ayrı tabii..
Habire kopya çekmeye çalışıyorum, beni bi gör, yani öğretmen olsan ağlarsın.. bi de adımı çıkartmışlar "sadece eşofmanı var, başka bi şey giyemez o, adidas eşofmanlı çocuk" diyip duruyorlar bana.. Napim be, evin karşısı, pijamayla gitmediğime dua etsinler pezevenkler.. neyse, ben sürekli insan rahatsız edince matematikçi var bi tane Hüseyin pezevengi, bu geldi yanıma aynen böyle dedi:
"Uska, ya 9. seviye sınıfa gideceksin ya da bu sınıfta susacaksın. sen seç."
Ben de var yaa aboo ne fenayım.. Sen misin bana bunu diyen, adama "Piç kurusu!!" diye bağırdım, aldım çantamı söylene söylene dershaneden çıktım.. Adam şok tabii, bi yandan da mutludur artık sonuçta ben yokum..
Sınava 10 gün ya var ya yok.. ben yine azıcık azıcık bi şeyler biliyorum ama çalışmam lazım.. ben bi başladım balkonda çalışmaya, offff var yaa süperim yani.. Sadece silindir küp falan filan karıştırıyorum ama olsun.. Onları da sınav günü sıraya yazacağım..
Sınav yerine geldik, ben daha az heyecanlıyım bu sefer. Bi de kontrol edecem kaydırmamak için. sıraya yazacaklarımı da kalemliğime koymuşum minik kağıt şeklinde, bi de her yerimden dido, albeni, metro falan fışkırıyor.. zannedersin sınava değil pikniğe gelmişim, beynimi açsın diye aldım yanıma hepsini.. ne yapayım be, küp şeker saçma geliyordu bana..
Sınavı takır takır yaptım, mükemmel ötesi geçti.. Sonuçlar bi açıklandı, 500 üzerinden 495 almışım, Allaaahhhh beni bi gör.. normalde fullldü ama tek yanlışım 50-8'i 46 bulmaktı.. ve o soruyu tam 13 kere bi daha yaptım, hep aynı sonucu buldum.. kısmet değilmiş demek ki.. Adana'da derece bile yaptım var yaa, tüm dershaneler ve özel okullar beni aradı.. Ben de gittim beni tam burslu olarak alan bi okula ve tam burslu bi dershaneye yazıldım..
........
Yazlıktan sonra o kolejde yaşadıklarım malum artık.. Bi beni zehirlemedikleri kaldı yani öyle düşün.. ama dershanem aşırı aşırı güzel, hep orada kalayım istiyorum.. dershaneden de bi kız bulmuşum offff nasıl iyi her şey.. hani beni mesajla terk eden var ya 1.5 senelik, o işte.. ama o sene nasıl çalışkanım, nasıl hırslıyım, ot versen ağzımı açacam yani o derece..
O sene de ben Adana'da iyi bi derece yaptım ve şu an sloganı "xxxxx pişmanlıktır." olan bi okula geldim..
Bi ergenlik dönemini de böylece kapattım işte..
Şimdi ben 6. sınıftayken MSN nasıl ünlüydü var ya sana anlatamam.. İnsanlar sürekli böyle seninle Msn arkadaş sayına göre arkadaş oluyordu.. "Benim 250 tane varrr, sende 120 mi?! puhahaha, git gelme be yanıma" diyenler bi kenarda dursun, benim gibi toplam 97 msni olan insanlar da vardı tabi.. Habire yenisini açıyordum, günlük iki tane açıp tüm yazlığı ekliyordum, diğer gün de yeni açıyordum, eskiyi anında unutuyordum.. Öyle salak saçma bi dönem yani..
Bi de bu dönemin sonunda hayatımda ilk kez girecek olduğum, hatta daha ciddiyetini bile anlayamadığım SBS denen kazzık sınav var.. Ama ben hep eşşeklik peşindeyim, sürekli böyle internet kafelerde sürtüyorum.. annemden her bi dakika "anne bana 1 milyon versene yaa, internete gitcem ben" diye para alıp duruyorum.. çünkü internette benim bi aşkım var: GrupHepsi_Cemre..
Bi kız eklemiş beni, avatarında Cemre var, hani o zamanların en en ünlüsü Hepsi grubu var ya.. hah.. ondaki kız işte. Tabi salak değilim, o kız olmadığını biliyorum ama vuruldum işte kıza.. Böyle beni bi görsen, yeminle halime acırsın o derece.. yaşıtlarıma bakıyorum, herkes nasıl ders çalışıyor, sınava ne kadar kaldı diye ağlayanlar mı dersin, şimdiden hangi liseye gitsemmm diye düşünenler mi dersin.. Bi ben işte, bi salak ben, sen git internette fake bi hesap bul, onunla her gün konuş..
Ama kızı bi gör, Allahım nasıl bi sohbeti var, resmen ölüyorum ya.. o bana "olmaz oğlan"ı yolluyor, "hiç bana bakmaaa olmaz oğlaannn sen kendini ısmarlaa" diyor, ben ona "olmaz böyle şeyy" diye yolluyorum şarkıları.. Bazen araya 4yüz de kaçıyor ama olsun.. Tabi sohbette bazı noktaları var daha önce dikkat etmediğim, şu an ağlayarak hatırladığım.. Mesela ben buna "Naber canım" diyorum, bu bana "iyiyim abi sen" diyor. O zamanlarda da kızlar böyle havalı olsun diye "abi" falan kullanıyorlardı. Hani "ne diyosun abi yhaaa" gibisinden. Ben bu kız "abi" deyince daha da çok aşık oldum kıza.. Öyle olgun, öyle şıkır şıkır diye resmen vuruldum lan.. O bana yolladığı güzel şarkılar, ara sıra "abi" demeler, kamera aç dediğimde "açamam, babam seni öldürür" demeler.. Onu daha da ulaşılmaz bi insan kılıyordu gözümde.. Sonra bu bana çıkardı ağzındaki baklayı.. "Ben senin olduğun yazlıktayım" dedi. Alllaaahhh sen misin bunu diyen. Ben nasıl gün sayıyorum yaz gelsin diye aklın durur. Sınava 1 ay mı ne var, ben kızı görmek için resmen gün sayıyorum. Ulan sınav puanımın bilmem kaçıyla lisem belli olacak, kaltaklık peşinde bi şeyim işte.. ergenliğim bok gibi..
O zamanlarda da evde bilgisayarım var ama internet yok.. o yüzden hep internet kafedeyim, daimi müşteri oldum.. neyse, bi ara ben tv izliyorum evde, Atv haber yapmış sbs'yi.. "Sınava bir hafta kaldı, öğrenciler heyecanlı" gibisinden bi şeyler diyordu, şu an tam hatırlamıyorum.. Ve birden hani inme iner ya, hah aynen öyle oldu bana.. Kalktım, durumun ciddiyetini anladım, gidip kendime bi sürü kitap falan aldım.. Cemre falan unutuldu bende, lan sınavım var benim!! Okulda hiç ders dinlememişim zaten, hele ilk dönem karnem.. tek 5'im beden, o da 85'ten.. Bi sürü 3'üm var, tüm ana derslerim 3 neredeyse.. Öyle rezil bi şeyim.. Maalesef en alt çekmecede duruyor o karnem..
Ben o bi haftada az çok bi şeyler öğrendim gibi bi şey oldu.. hep konu çalıştım, sınavda iyi bi şey yapmak zorundayım çünkü anneme teee dönemin başında "Ne dershanesi be! Delirdin mi sen kadın!!!! Örtmenimiz yazılmamamız gerektiğini sööledi. bak intihar etcem haa yeter bea" demişim ama nasıl bağırarak söyledim onca lafı var ya.. Kadın vurdu bana bi tane, "ne bok yersen ye" dedi, yollamadı beni dersaneye.. İşte o lafların acısını çekiyordum o son haftada..
Derken sınav günü geldi, o bi haftada Cemre'yle hiç konuşmadık.. ben nasıl heyecanlıyım, ulan azıcık çalışmış olsam heyecan yapmam. Heyecanlı olma sebebim bi bok bilmiyor oluşum maalesef.. Nasıl ağlıyorum var ya, saat sabah 4:30'da heyecandan uyanmışım, uykusuzum, elim ayağım titriyor resmen..
Ben girdim işte bu sınava, önüme verildi kitapçık.. başladım, bi baktım lan ben sınavı bi şekilde yapıyorum.. hani evet, bi sürü boşum var ama yaptıklarımdan eminim yani.. süre bitti, ben derin bi oh çekip verdim optiği, çıktım eve geldim.. O zaman da evin karşısında bi dershane var, annem "orada cevap anahtarı varmış, bak bakalım ne yaptın" dedi.. Benle geldi bi de.. biz gittik öyle, ben baktım cevap anahtarına.. Şaka gibi ama 500 üzerinden 447 bekliyorum.. nasıl sarılıyoruz annemle, annem nasıl gururlu.. "Dershaneye gelmeden yaptın bu puanı, afferin sana" diyor, öpüyor beni.. ben de çok çok mutluyum.. derken biz yazlığa geldik...
gelişimizin üzerinden bi ay falan geçti, ben aşağıda sümüklü ve ergen bi şekilde oynarken annem balkondan bağırdı. "Uskaaaa sınav açıklanmış, gel al kimliğini de bak sonucuna eşşoleşşekk" diye.. ben koşa koşa gittim, o zaman sitede internet kafe yok, yan sitenin kafesine koştum.. abinin yanına elimde kimlikle gelince sordu tabii "Sınav sonucuna mı bakacaksın" diye. "Evet" dedim ve baktık.. şaka gibi ama 399 aldım...
Ben bi ağlamaya başladım, allaaaahhhh sanki pipim elden gidiyor, öyle bi acı kalbimdeki.. ekrana yaklaştım, nasıl olabilir bu diyorum.. Derken matematiğe bakmamla her şeyi anlamam bir oldu.. ben, o mal salak ben, sen tut matematikte boş bırakacağın zaman boş bırakma, her şeyi üstüne üstüne kodlamaya devam et.. bi baktım 13 koca yanlış, o da kaç sorudandı unuttum şimdi..
Yazlığa ağlaya ağlaya geldim.. O zaman da bi sevgilim var, böyle kıvırcık bi şey ama ayrılmışız biz. Ayrıldık diye tüm banklara "Sen aştan ne anlarsın Uska" "Allah belanı versin orospu köpek" "senden iğreniyorum" "aşk sende bir kumar olmuş Uska malı" falan yazmış.. Benim ağladığımı görünce hepsini sildi tabi.. ama daha Cemre ortada yok, kandırıldım falan sanıyorum.. annem de ağladığımı görmüş balkondan, aşağı indi.. Ben sarıldım anneme, "Kaydırdım" dedim, o da "uyumadın, çok heyecanlıydın, sağlık olsun" diyor..
Birden omuzumda bi minik el hissettim.. "Acaba bu kim, hiç uğraşamam şu an kimse kim yani.." diye düşünürken ben arkamı döndüm, çirkefleşecem işte..
-ya ne var ne!!!
-Uska abi
-ya canım git başımdan bide senle uğraşamam ben
-ama kışın öööle demiyodunn
Ben bütün kış yazlıktaki bi minik tarafından kandırıldım yani.. o yüzden bana "abi abi" deyip duruyormuş ya.. ben nasıl kötüyüm zaten, onu duydum, Allaaahhhh tüm yazlığa feryat figan ediyorum, "7. sınıf sen göreceksiiiinnn!!" diye.. Küçük kıza da eğilip "Ben seni abi gibi seviyorum" dedim, bu da beni unutup hoooop oyun oynamaya gitti yaaa...
.......
Derken 7. sınıf vakti geldi.. ilk konular aşırı eğlenceli.. iletişim falan var sosyalde, o kadar güzel ki.. ben ilk konulara hayvan gibi çalıştım, ikincilere geçtik bi tıkandım bi şey oldum. anneme de yine aynı yalan "örtmenimiz yollamayın dedi dershaneye, çok sakıncalıymışş" Ne yapayım be, evde oturup tv izlemek varken hafta sonlarımı dershanede harap edemezdim yani..
2. dönemin yarısına geldik, işte tüm dershaneler konuları bitirmiş kamp döneminde.. habire bi deneme sınavı oluyorlar.. annemin arkadaşlarının çocuklarının hepsi de dershaneye gidiyor, hepsi ne zaman arasak sınavda oluyor.. Onlar sınavda, ben evde meyve yiyorum, annem anladı bi gariplik olduğunu tabii.. Gitti yazdırdı beni evin karşısındaki dershaneye, ben nasıl ağlıyorum ama "istemiyorummm" diye.. bu arada yine hiçbir konu bilmiyorum.. ne bok yiyeceğim acaba.. ben yazıldım, önce 3. sınıfta başladım.. sonra azıcık çalışınca ben 2'ye yükseldim ve en son 1'e geldim.. var ya beni gör, her sınavda sınıfta birinci olunca böyle bi havam falan oldu dershanede.. neyse, ben 1. sınıfa geldim ve hep deneme oluyorlar.. beni de gör, Allahım nasıl sıkılıyorum sınavı yaparken.. çok saçma geliyor yani, bi sınavla lise belli oluyor falan.. bi de sınav kitapçığı simsiyah, içim sıkılıyor.. sınavı bırakıp resim çiziyorum sürekli.. resim çizerken herkesi rahatsız etmem de ayrı tabii..
Habire kopya çekmeye çalışıyorum, beni bi gör, yani öğretmen olsan ağlarsın.. bi de adımı çıkartmışlar "sadece eşofmanı var, başka bi şey giyemez o, adidas eşofmanlı çocuk" diyip duruyorlar bana.. Napim be, evin karşısı, pijamayla gitmediğime dua etsinler pezevenkler.. neyse, ben sürekli insan rahatsız edince matematikçi var bi tane Hüseyin pezevengi, bu geldi yanıma aynen böyle dedi:
"Uska, ya 9. seviye sınıfa gideceksin ya da bu sınıfta susacaksın. sen seç."
Ben de var yaa aboo ne fenayım.. Sen misin bana bunu diyen, adama "Piç kurusu!!" diye bağırdım, aldım çantamı söylene söylene dershaneden çıktım.. Adam şok tabii, bi yandan da mutludur artık sonuçta ben yokum..
Sınava 10 gün ya var ya yok.. ben yine azıcık azıcık bi şeyler biliyorum ama çalışmam lazım.. ben bi başladım balkonda çalışmaya, offff var yaa süperim yani.. Sadece silindir küp falan filan karıştırıyorum ama olsun.. Onları da sınav günü sıraya yazacağım..
Sınav yerine geldik, ben daha az heyecanlıyım bu sefer. Bi de kontrol edecem kaydırmamak için. sıraya yazacaklarımı da kalemliğime koymuşum minik kağıt şeklinde, bi de her yerimden dido, albeni, metro falan fışkırıyor.. zannedersin sınava değil pikniğe gelmişim, beynimi açsın diye aldım yanıma hepsini.. ne yapayım be, küp şeker saçma geliyordu bana..
Sınavı takır takır yaptım, mükemmel ötesi geçti.. Sonuçlar bi açıklandı, 500 üzerinden 495 almışım, Allaaahhhh beni bi gör.. normalde fullldü ama tek yanlışım 50-8'i 46 bulmaktı.. ve o soruyu tam 13 kere bi daha yaptım, hep aynı sonucu buldum.. kısmet değilmiş demek ki.. Adana'da derece bile yaptım var yaa, tüm dershaneler ve özel okullar beni aradı.. Ben de gittim beni tam burslu olarak alan bi okula ve tam burslu bi dershaneye yazıldım..
........
Yazlıktan sonra o kolejde yaşadıklarım malum artık.. Bi beni zehirlemedikleri kaldı yani öyle düşün.. ama dershanem aşırı aşırı güzel, hep orada kalayım istiyorum.. dershaneden de bi kız bulmuşum offff nasıl iyi her şey.. hani beni mesajla terk eden var ya 1.5 senelik, o işte.. ama o sene nasıl çalışkanım, nasıl hırslıyım, ot versen ağzımı açacam yani o derece..
O sene de ben Adana'da iyi bi derece yaptım ve şu an sloganı "xxxxx pişmanlıktır." olan bi okula geldim..
Bi ergenlik dönemini de böylece kapattım işte..
3 Nisan 2014
Aşık olduğunu nasıl anlarsın?
Bir buçuk senedir bir sevgilim var. Allah bozmasın, her şey gayet güzel gidiyor. İkimiz de birbirimizi seviyoruz, düşünüyoruz ve birbirimize saygı duyuyoruz. Tamam, arada kavga ederken birbirimizin saçını çekiyor olabiliriz, tehditler falan havada uçuşuyor olabilir ama her şey onun tek bir gülümseyişine bakıyor. Bir kere gülümsesin, yemin ediyorum bütün dünyamı unutuyorum. Ve işte bu 'bütün dünyanı unutmak' fiili de 'aşık olmak' demek oluyor. Sanırım bunu en iyi ben anlıyorum:
Kavga ettikten sonra gülümsediğinde dünyalar senin oluyorsa aşıksın: Çok büyük bir kavga ettiniz, senin sinirin geçti. Onun suratına bakıyorsun, ha geçti ha geçecek. "Ah azıcık gülümsüyor, abo bana baktı, barışacağız!" diye heyecan yapıyorsan bal gibi de aşıksın!
"Acaba ne yedi?" diye düşünmekten aklın çıkıyorsa aşıksın: Yemek masasına oturdun, sen yemek yerken seninki fink fink geziyor ya da aç değil, bir şey yemiyor. Senin masada huzurun kaçıyorsa, elindeki çatal değil de telefonsa kardeşim, aşık olmuşsun sen.
Kokusunu özlüyorsan aşıksın: Hani vardır ya o kokusu, böyle sarıldığında hissedersin. Sadece ona aittir, çok özeldir. O kokusunu parfüme çevirip saklamak istersin. En kötü anında sana sarılırsa o kokuyu duyarsın. Tüm dünyanı, umutsuzluğunu unutturur ya sana. Aşktır bu işte!
Telefonda konuşurken heyecanlanıyorsan aşıksın: Konuşurken heyecanlanmak zaten apayrı, bir de onun kapatırkenki bölümü var. "Seni seviyorum aşkım." derken heyecandan kalbin duracak gibi oluyorsa, hele de uzun bir ilişkiniz var ve bu hâlâ oluyorsa sana şu şarkı gelsin: "Aşk adamı dinletir..."
O'ndan başka anlatacak bir şeyin kalmadıysa aşıksın: Bütün dünyan, kelimelerin, harflerin bile o olur. Arkadaşlarına gına gelmiştir artık, "Ne yapıyor bu?" derler arkandan. Sense bıkmadan, usanmadan belki de aynı şeyi milyonlarca kere anlatırsın. Bu yüzden arkadaşların senden kaçıyorsa bil ki aşıksın.
Sırf üşümesin diye evden ona ceket götürmek için çıkmayı düşünüyorsan aşıksın: Hava soğuk, seninki "Üşüyorum." diyor sana. Kan beynine sıçrıyorsa, eline ceketi alıp şu lanet kapıdan çıkmak, ona ellerinle giydirmek istiyorsan sonuna kadar aşıksın hem de!
O, bir şeye üzüldüğünde ilk kendinden şüpheleniyorsan aşıksın: Seninki çok üzgün, sense ondan daha üzgünsün. Kendini suçluyorsun, "Onu ben üzdüm, biliyorum benim yüzümden oldu." diyorsun sürekli. Aynaya bakıp kendine kızmaya başladıysan "aşıksın, çikolata!"
Uçan sinekten bile deli gibi kıskanıyorsan aşıksın: Etrafında dolaşan karşı cins arkadaşlarını geçtim, onunla iletişim kuran tüm karşı cinsleri bir kaşık suda boğmak istiyorsan, ona bir şey soranın omzuna dokunup "Birader, sen hayırdır ya?" diye dalasın geliyorsa baya bir aşıksın.
Onun yanında bir yandan dünyanın en rahat, bir yandan da en pimpirikli insanıysan aşıksın: Onun yanında istediğin kadar özgürsün, tüm şımarıklığı ona kullanmak serbest. Ama bir an geliyor ki, "Ne yedi, ne yaptı, nereye gidiyor, bu kim!" diye çıldırıyorsun. İşte o an anlıyorsun, sen onu her şeyden çok seviyorsun...
Uska'dan: Aşık olmak, içerisinde tüm 'en'leri barındıran tek duygu: En güzel, en farklı, en garip, en tatlı, en zor...
Uska'dan musmutlu not: Hürriyet Çukurova'daki ilk yazımdı! Düşünsene, her ay gazetede yazacağım falan! İkinci yazımı da teslim ettim bu arada, haber geldiği an bloga yazacağım. Bu arada, canımın en en içi blogger arkadaşlarım beni hem mimlemişler, hem de "okudukları blog" listesine koymuşlar. En kısa zamanda yazacağım ben de o listeyi! İyi ki varsınız lan, siz okumasanız ben kim gazetede yazmak kim... Daha 1 ay önce yayınevlerinden cevap gelmedi diye etrafımda yüzlerce peçete ile ağlıyordum herkesten gizli. Umarım hepimizin hayalleri gerçek olur ^_^
Kavga ettikten sonra gülümsediğinde dünyalar senin oluyorsa aşıksın: Çok büyük bir kavga ettiniz, senin sinirin geçti. Onun suratına bakıyorsun, ha geçti ha geçecek. "Ah azıcık gülümsüyor, abo bana baktı, barışacağız!" diye heyecan yapıyorsan bal gibi de aşıksın!
"Acaba ne yedi?" diye düşünmekten aklın çıkıyorsa aşıksın: Yemek masasına oturdun, sen yemek yerken seninki fink fink geziyor ya da aç değil, bir şey yemiyor. Senin masada huzurun kaçıyorsa, elindeki çatal değil de telefonsa kardeşim, aşık olmuşsun sen.
Kokusunu özlüyorsan aşıksın: Hani vardır ya o kokusu, böyle sarıldığında hissedersin. Sadece ona aittir, çok özeldir. O kokusunu parfüme çevirip saklamak istersin. En kötü anında sana sarılırsa o kokuyu duyarsın. Tüm dünyanı, umutsuzluğunu unutturur ya sana. Aşktır bu işte!
Telefonda konuşurken heyecanlanıyorsan aşıksın: Konuşurken heyecanlanmak zaten apayrı, bir de onun kapatırkenki bölümü var. "Seni seviyorum aşkım." derken heyecandan kalbin duracak gibi oluyorsa, hele de uzun bir ilişkiniz var ve bu hâlâ oluyorsa sana şu şarkı gelsin: "Aşk adamı dinletir..."
O'ndan başka anlatacak bir şeyin kalmadıysa aşıksın: Bütün dünyan, kelimelerin, harflerin bile o olur. Arkadaşlarına gına gelmiştir artık, "Ne yapıyor bu?" derler arkandan. Sense bıkmadan, usanmadan belki de aynı şeyi milyonlarca kere anlatırsın. Bu yüzden arkadaşların senden kaçıyorsa bil ki aşıksın.
Sırf üşümesin diye evden ona ceket götürmek için çıkmayı düşünüyorsan aşıksın: Hava soğuk, seninki "Üşüyorum." diyor sana. Kan beynine sıçrıyorsa, eline ceketi alıp şu lanet kapıdan çıkmak, ona ellerinle giydirmek istiyorsan sonuna kadar aşıksın hem de!
O, bir şeye üzüldüğünde ilk kendinden şüpheleniyorsan aşıksın: Seninki çok üzgün, sense ondan daha üzgünsün. Kendini suçluyorsun, "Onu ben üzdüm, biliyorum benim yüzümden oldu." diyorsun sürekli. Aynaya bakıp kendine kızmaya başladıysan "aşıksın, çikolata!"
Uçan sinekten bile deli gibi kıskanıyorsan aşıksın: Etrafında dolaşan karşı cins arkadaşlarını geçtim, onunla iletişim kuran tüm karşı cinsleri bir kaşık suda boğmak istiyorsan, ona bir şey soranın omzuna dokunup "Birader, sen hayırdır ya?" diye dalasın geliyorsa baya bir aşıksın.
Onun yanında bir yandan dünyanın en rahat, bir yandan da en pimpirikli insanıysan aşıksın: Onun yanında istediğin kadar özgürsün, tüm şımarıklığı ona kullanmak serbest. Ama bir an geliyor ki, "Ne yedi, ne yaptı, nereye gidiyor, bu kim!" diye çıldırıyorsun. İşte o an anlıyorsun, sen onu her şeyden çok seviyorsun...
Uska'dan: Aşık olmak, içerisinde tüm 'en'leri barındıran tek duygu: En güzel, en farklı, en garip, en tatlı, en zor...
Uska'dan musmutlu not: Hürriyet Çukurova'daki ilk yazımdı! Düşünsene, her ay gazetede yazacağım falan! İkinci yazımı da teslim ettim bu arada, haber geldiği an bloga yazacağım. Bu arada, canımın en en içi blogger arkadaşlarım beni hem mimlemişler, hem de "okudukları blog" listesine koymuşlar. En kısa zamanda yazacağım ben de o listeyi! İyi ki varsınız lan, siz okumasanız ben kim gazetede yazmak kim... Daha 1 ay önce yayınevlerinden cevap gelmedi diye etrafımda yüzlerce peçete ile ağlıyordum herkesten gizli. Umarım hepimizin hayalleri gerçek olur ^_^
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



